Kaydet
a- | +A

Bu hayatta herkes bir şey bekler. Harman yerinde olan rüzgârı, çiftçi yağmuru, köylü mahsulün çok olmasını; tüccar daha çok kazanmayı, öğrenci mezuniyetini; çalışan yaz tatilini, yolcu son durağı; nişanlı düğününü, futbolcu transferini, sporcu madalya kazanmayı bekler.

Umudu şartlara ya da şansa bağlı olan insanların beklentileri hiç değişmiyor. Mesela partiler seçimin, vatandaş pahalılığın biterek ucuzluğun, üretici ürününün parasının, tüccar pahalı satma fırsatının, emekli maaş artışının geleceği zamanı sabırsızlıkla bekler.

Sevgili yârinden bir haberin, asker terhisinin, mahkûm tahliyesinin, yoksullar kamu yardımının, hasta taburcu olma vaktinin, yaralı ambulansın, hamile bebeğinin bir an önce gelmesini bekler.

Biraz hayal, biraz ümit olsa da anne ve babalar evlatlarının mürüvvetini görmeyi, kiracı ev sahibi olmayı, arabası olmayanlar sevdiklerine kavuşturacak bir araca sahip olabilmeyi sabırla bekler...

Kaybettiklerinin geri gelebilmesi için ya da telafisi imkânsız görünen belki bir daha yaşanmayacak olan bekleyişler, biraz acıdır.

Geçmişteki gibi huzurlu bir hayata, huzurevi pencerelerindekilerin her dem özlediklerine, mesafeler uzadıkça sevdiklerinden ayrı kalanların birbirlerine, sağlığını kaybedenlerin şifaya, yılların dostluğunu kaybedenlerin dostlarına, kabirdekilerin ihtiyacı olan duaya tekrar kavuşmayı beklemesi herhâlde her şeyden çok istedikleridir.

İşte bu beklentilerin en kıymetli olanı, insanla kaimdir ki, bekleyenin özlenen ile buluşmasıdır.

Geldiği zaman sevinilen, gittiği zaman üzülünen, beklenilen insandır. O aslında hep özlenen, hasreti çekilen ve hatta gelmesi dört gözle beklenenlerin en değerlisidir. Aksine geldiği zaman üzülünen, gittiği zaman da sevinilen, hiç istenmeyen ve sevilmeyen maalesef ki en kötü insandır.

Bu yazımı sonuna kadar okuduysanız ve sizi bekleyenler için acaba nasıl birisiniz diye merak ediyorsanız, sakın endişe etmeyin. Beklenildiğinizi düşündüğünüz yerdeki insanlarla buluşma anında, onların gözlerinde güçlü bir sevinç ışıltısı görüyorsanız ve size sarıldıklarında hücrelerinize kadar sevildiğinizi hissediyorsanız anlayın ki, siz hep beklenilensiniz. Her zaman beklenilen olmanız dileklerimle…

Madenci-İzmir

ŞİİR

İpsiz kuyu

Bir veda etmeden gittin neyse de,

Hayalimi almayaydın eyiydi.

Alışır bu bünye, gönül koysa da,

Vebalimi almayaydın eyiydi...

Sen gittin gideli karardı hepten,

Ne kadar dert varsa yüklendi toptan,

Şimdi toplanmalı yine en dipten,

Mecalimi almayaydın eyiydi...

Bu ilk değil son da olmaz muhtemel,

Yok muydu zerre kadar ihtimal?

Gayretlerim oldu su-i istimal,

O zalime varmayaydın eyiydi...

Yürüyorum bir bilinmez yoldayım,

Eş dost dahi tanıyamaz hâldeyim,

Rezil rüsva oldum halka, dildeyim,

Saf hâlimi almayaydın eyiydi...

Bürününce bir dikişsiz örtüye,

Çıkarız divanda elbet tartıya,

Gıyabî'yi bir amansız kuytuya,

İpsiz, sapsız salmayaydın eyiydi.

Mustafa Özkahraman

ESKİMEZ KELİMELER

MECNUN: 1. -sıfat -Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş. 2. -sıfat- Aklı başında olmayan, çılgın gibi davranan (kimse).

İKTİFA: Yetinme.

İKTİSAT: 1. -isim- ekonomi. 2. -isim- tutum.

İTİRAF: Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme.

İTİKAF: 1. -isim, eskimiş- Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme. 2. -isim, eskimiş, din bilimi- Genelde ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle camide kalmak.

İTTİFAK: 1. -isim- bağlaşma. 2. -isim- Oy birliği.

MÜTTEFİK: 1. Aralarında anlaşma yapmış, birbiriyle ittifak etmiş, birleşmiş kimselerden her biri. 2. Biriyle aynı fikirde olan kimse, hemfikir.

MUHTELİF: 1. Farklı, çeşitli, çeşit çeşit, türlü. 2. -eski- Birbirine uymayan, birbirinden farklı olan, aykırı.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...