BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Gaflet uykusu

Yücel Koç
Facebook
Ramazan ayında genelde sahura kadar uyumam.
Sabah namazını da bağladıktan sonra birkaç saat kestirmece…
Öyle bir uyku düzeni işte; ona da uyku denirse!
             ***
Geçen yine “imsak”ta niyetlenip, “sabah vakti”ni beklerken, bir sızı düştü içime.
Bağırmak, feryat etmek istedim âdeta.
Sebebi mi?
Diyanet’in değiştirdiği vakitler.
1983’te temkini kaldırıp, imsakı sabah namazına bağlamışlardı doğrudan.
Üç sene önce daha fenâsını yaptılar!
Şaka değil; akşam namazının vaktini üç dakika erkene aldılar.
Sessiz-sedasız ve bir o kadar pervasızca.
             ***
Yani…
Son üç yıldır, akşam ezanını üç dakika erken işitiyorsunuz.
Bu şu demek; orucu da son üç senedir üç dakika erken açıyorsunuz.
Az şey değil yahu, vakitle, zamanla oynamaktan bahsediyoruz.
Hele ki ibadetin vaktiyle!...
Hem namaz, hem oruç; iki farz birden.
Düşünün, saatlerce oruç tutuyorsunuz.
Eğer bu efendilerin okuttuğu ezan sizin bulunduğunuz nokta için henüz erken ise vay hâlinize!
Koskoca İstanbul’un bir başından öbür başını düşünün…
Doğusu ile batısının aynı dakikaya denk düşmesi mümkün mü?
Vebali görüyor musunuz?
Daha da tuhafı…
Yıllarca ekranlarda saçma sapan mevzularla dini tartışanlar vardı…
Bunu bir kere bile konu etmediler biliyor musunuz?
             ***
“Bu meseleleri Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan daha iyi kimse bilmez” diye düşünenler vardır illaki.
Maalesef yakın vakitte bunun da mide bulandıran bir örneği var; aşı meselesi.
Meydanı boş bulduklarından mıdır nedir, bu sene doğrudan damardan hamle yaptılar.
Bize tâ çocukluğumuzda camilerde öğrettikleri bilginin tam tersi fetvaya girişip “Aşı orucu bozmaz” dediler.
Allah’tan millet bu saçmalığı dikkate almadı da, randevusunu iftardan sonraya ayarladı.
(Cenab-ı Hak razı olsun, bu konuda hemen net tavır alan ve toplumu uyaran gazetemizin değerli akademisyen yazarlarının hakkı ödenmez.)
             ***
Gecenin dibi…
Sabahın körü…
Şu aklıma takılanlara bakın!
İşte bunları düşündükçe uykum kaçtı.
Nerelere gitmedim, bunları nerelere bağlamadım ki!
Hükûmetin işlerinin özellikle son üç yıldır ters gitmesine mi dersin (2019 seçimleri gibi)…
FETÖ temizliğini en az duyduğumuz kurumun burası olmasına mı…
Kurdum da kurdum kafamda.
Gün aydınlanmaya başlamışken dalmış gözlerim.
Düşündüklerimin etkisinden olsa gerek, çok geçmeden, gördüğüm kâbusun dehşetiyle uyandım.
Rüya bu ya, hadise şuydu;
             ***
Memleketi DEAŞ işgal etmiş, ortalığı kan gölüne çeviriyordu.
Ne çocuk dinliyorlardı, ne kadın, ne yaşlı…
Vahşice katliam yapıyorlardı.
Gözlerindeki kinin ve nefretin bir tek anlamı vardı, zaten onu da açıkça haykırıyorlardı.
Sebep; atalarımızın taşıdığı hilafet sancağına ve dahi sancaktarı olduğumuz Ehl-i sünnete olan düşmanlıklarıydı.
Ben de teröristleri temizlemeye çalışan askerimizin, polisimizin arkasında olanları dehşetle izliyordum.
O sırada bir genç geldi ve şu suali sordu;
-Bunlar nasıl geldiler buraya kadar? Bu zamana kadar nasıl fark edilmediler?
Bizimkilerde ses yok. Genç manalı bir bakışla devam etti;
-Siz gaflette olursanız gelirler elbet.
Sonrasında gördüklerim ise tam bir felaket.
Öyle bir dehşetle uyandım ki, anlatamam...
             ***
Rüya deyip geçmek de vardı elbet.
Yalnız, o gencin diyaloğu yok mu, işte bana bu yazıyı yazdırdı.
Rüya saçmalığı deriz de, dibimizdeki Irak ve Suriye bu dehşeti gerçekte yaşamadı mı?
-Ki hâlâ da yaşıyorlar.
Ya biz?
DEAŞ’ın en tepe isimlerinden biri daha geçenlerde İstanbul’da yakalandı.
Selefîlik Türkiye’de gitgide büyüyen bir tehlike.
Askerimiz, polisimiz bu örgütlerle mücadele ederken, meydanı asıl boş bırakmaması gerekenler nerede?
             ***
Birileri en bela örgütleri üstümüze salmış, boşuna olmasa gerek.
Daha beş sene önce 24 il ve ilçemiz PKK’lı teröristlerin işgali altında değil miydi?
Aynı yıl FETÖ teröristleri ülkemizi işgale girişmedi mi?
FETÖ hainlerinin boşalttığı sınırımızda PKK/YPG ve DEAŞ işgal için hazır bekletilmedi mi?
Bu örgütlerin tamamının (Türk, Kürt fark etmeksizin) Ehl-i sünnet düşmanı olması, tesadüf olabilir mi?
Bunca şeyi kaç ülke yaşadı, hangi millet bu kısa zamanda bu kadar büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı?
15 Temmuz’da başarsalardı biz bugün nasıl bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık, gerçekten anlayabildik mi?
Acı olan, şu yaşadıklarımızın hepsini tez vakitte unutmamız ve bugün başka şeyler konuşuyor olmamız.
Peki ya onlar için de öyle mi?
Yeni hazırlık için kendilerini unutturanlar da zaten onlar olabilir mi?
Bilemem tabii!
Benim gördüğüm rüyaydı.
İnşallah ülkece uyumuyoruzdur...
Gaflet uykusunda!
En kutsallarından biri olan ezanının bile vakti değiştiğinde ses çıkmayınca…
Ne bileyim!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618797 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/618797.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT