BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sessiz kalırsanız Marseyyez de okurlar…

Birçok Anadolu kasabası ve vilayetinde icra edilen kurtuluş törenlerindeki bazı gösteriler, bu coğrafyanın insanına ve şanlı tarihine âdeta hakaret eder niteliktedir.

En son Edremit ilçesinde sergilenen kurtuluş günü etkinliklerinde, sanki mukaddes ordu Yunan’a ve yedi düvele karşı mücadele etmemiş de, Anadolu kadının tesettürüne karşı mücadele etmiş gibi görüntüler ortaya koyuldu.

Bu da uzun zamandan bu yana âdeta kaynayan bir kazan gibi olan Edremit’te, büyük bir infiale yol açtı.

Neden kaynayan kazan?

Edremit gibi Kuvva-i Milliye hareketinin sembolü bir ilçede, seçim otobüsünün üzerinde ‘Edremit’te Kürdistan’ı kuracağız’ diye naralar atıldı ve bu esnada otobüsün üzerinde olanı biteni sırıtarak izleyen şahıs, Edremit’e Belediye reisi seçildi. Birçok farklı grubun birbiri ile çekiştiği, siyasi ve ekonomik rantı yüksek ve büyük oranlarda göç almış bir ilçe Edremit.

Devletin ilgili ne kadar denetim ve gözetim birimi varsa, gözünün ve kulağının Edremit Körfezi bölgesinde olmasını, naçizane buradan duyurmak isterim.

Peki bu tür aymazlıklar sadece Edremit’te mi sergileniyor?

Hayır tabii ki.

Aynı tarihlerde icra edilen civardaki tüm ilçelerde, bu ve buna benzer görüntüler mevcut. Bu konuda icra edilecek törenlerin muhtevasına dair, ilgili bakanlığın pusula niteliğinde bir yönetmelik yayınlamasının elzem olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde söz konusu törenler, mülki amirleri merkeze çekerek çözülecek bir sorun olmanın ötesine geçmiş durumdadır.

Törenler ve kutlamalar söz konusu olduğunda, en son Edremit’teki görüntüler tarihte ilk kez karşılaştığımız hadiseler değil.

 

Manastır Meydanı’nda bandoya Marseyyez çaldıran zabitler

 

II. Meşrutiyetin ilan edildiği günlerde, Manastır’da Mekteb-i Harbiye Ders Nazırı olan Vehip Bey meşhur konuşmasını yaptıktan sonra, şehir parkında üç yüz kadar Osmanlı zabiti bandoya zorla Fransız Millî Marşı Marseyyez’i (Marseillaise) çaldırmışlardı. Aynı günlerde Paris Jön Türkleri de, başkent Paris’in ihtilalci mitinglerine alışık Republique Meydanı’ndaki Marianne Anıtına büyük bir çelenk bırakmaktaydılar.

Kuşkusuz Marseyyez o günlerde Osmanlı topraklarında sadece bir ulusun marşı olarak görülmüyor, hürriyete dair bir marş olarak da okunuyordu. Lakin, en nihayetinde muhtevasında ‘sizin için ey Fransızlar’ diye haykıran satırlar olan, bir başka milletin millî marşı idi.

Bugün ortaya konulan bu görüntülere sessiz kalırsak, gelecek kuşaklar Marseyyez söylediğinde son pişmanlıklarımız fayda vermeyecek. İsterseniz buna da Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Sahnenin Dışındakiler’ romanını şahit gösterelim.

Tanpınar’ın bu romanındaki kahramanlarından Cemal, Babıali Yokuşu’nda bir işgalci Fransız birliğini Marseyyez söyleyerek askerî nizamda yürüdüğünü gördüğünde, ağzından şu cümleler dökülür:

Daha Babıâli yokuşunda, süngü takmış bir Fransız kıtasının, başlarında mahut Marseyyez, muntazam bir yürüyüşle yukarıya doğru çıktığını gördüm. Bu ihtilâl ve insanlık türküsü bir işgal müfrezesine hiç yakışmıyordu. İçim garip bir isyanla dolu ters yüzü döndüm ve bir tramvaya atladım. Fakat bindiğim tramvay onlara Çarşıkapı’da yetişti. Bu sefer La Madelon, Madelon’i, dinlemeye mecbur kaldım. Sonradan yaptıkları harp edebiyatında o kadar adı geçen bu türkü, tüylerimi diken diken etti. Bunlar haddizatında belki güzel şeylerdi. Fakat benim İstanbul’umda ne işleri vardı? Biz harbe girmekle hata ettikse, onlar bu muameleyi yaparak bu hatayı devam ettirmeli miydiler?”

İşte böyle.

Bilinçsizce attığın sloganları, söylediğin marşları bir gün seni işgal edenin ağzından duyduğunda ayılırsın, ama iş işten geçmiştir. Daha dün Kâbil Havalimanı’ndan havalanan Amerikan tayyaresinin kanadından atılanlarda da, havalimanında umut yolculuğuna çıkmak için çocuklarını Amerikan askerine teslim edenlerde de, Tanpınar’ın roman kahramanı Cemal’deki pişmanlık vardı.

Bu sebepten Mehmet Akif “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” demiştir. Hoş, Akif İstiklal Marşı’nı yazdığında da birtakım çevreler “Biz Batı medeniyetinin bir parçası olmak için olağanüstü bir çaba veriyoruz, lakin İstiklal Marşı bu medeniyeti tek dişi kalmış bir canavara benzetmekte” diye fırtına estirmekteydiler.

Aynı zihniyetin bugün dahi bu kafa yapısından vazgeçmeden aramızda diri olarak dolaştığından emin olabilirsiniz.

Yoksa, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin Edremit’te ortaya koyduğu görüntülerin hep bir ağızdan Marseyyez söyleyenlerden ne farkı var?

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620584 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/620584.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT