ABD-Türkiye ilişkilerinde yeni dönem beklentisi: Uzmanlar seçim sonrası Ankara-Washington ilişkilerini değerlendirdi
ABD'de seçimlerin ardından şekillenen yeni siyasi dengeler, Türkiye ile Washington arasındaki ilişkilerin geleceğini yeniden tartışmaya açtı. ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın ilişki, Türkiye'nin yıllardır çözüm beklediği F-35, S-400 ve CAATSA yaptırımları gibi kritik meselelerde umutları artırsa da uzmanlar temkinli.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, yeni dönemde kişisel ilişkilerin yerini devlet çıkarlarının alabileceğine dikkat çekerek, "Şimdi o devlet çıkarları öne doğru gelecek" dedi. Trump yönetiminin bugüne kadar Türkiye'nin beklentilerini karşılayan somut sonuçlar üretmediğini belirten Köni, yeni dönemde ABD'nin Türkiye'ye yaklaşımının daha gerçekçi bir zemine oturabileceğine dikkat çekti. Türkiye'nin jeopolitik konumunun ABD açısından önemine vurgu yapan Köni, Washington'un Ankara'yı yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değil, küresel güç dengeleri bakımından da değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. ABD ile Çin arasındaki güç mücadelesinin Türkiye'nin jeostratejik önemini artırdığını belirten Prof. Dr. Köni, “Jeopolitik ve çıkar gelişmeleri açısından Türkiye için daha olumlu bir boyut ortaya çıkabilir. Türkiye, gelişen iki tarafın, Amerika ile Çin'in ortasındaki jeostratejik pozisyonda bulunan bir ülke. Türkiye'nin iki küresel güç arasındaki kritik konumu yeni fırsatlar doğuracaktır. İlişkilerde daha olumlu bir zeminin oluşabilir” değerlendirmesinde bulundu.
“SİYASİ SÖYLEMLER SOMUT ADIMLARLA DESTEKLENMELİ”
Türkiye'nin yalnızca askeri kapasitesi üzerinden değerlendirilmesinin iki ülke arasındaki ilişkileri sağlıklı bir zemine taşımayacağını belirten Köni, gerçek ortaklığın karşılıklı ekonomik ve stratejik kazanımlarla mümkün olabileceğini, Washington'un Ankara'yı yalnızca askeri ve güvenlik politikaları üzerinden değil, ekonomik ve stratejik çıkarlar bakımından da değerlendireceğini vurguladı.
Yeni dönemde ABD'nin Türkiye'nin bölgesel önemini daha fazla dikkate almasının ilişkilerde olumlu bir atmosfer oluşturabileceğini kaydeden Köni, bunun kalıcı bir değişime dönüşebilmesi için siyasi söylemlerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğine de işaret etti.
OĞUZ: TÜRKİYE LEHİNE KARAR ALINMADI
Seçim sonuçlarının Türkiye-ABD ilişkilerinde köklü bir değişiklik oluşturacağı beklentisine temkinli yaklaşan Savunma politikaları uzmanı Turan Oğuz ise ABD'de hangi parti iktidara gelirse gelsin Türkiye'ye yönelik temel yaklaşımın değişmediğini söyledi.
Demokratların Kongre'deki ağırlığının artmasının Türkiye aleyhindeki siyasi söylemleri sertleştirebileceğini ancak, bunun uygulamada aynı ölçüde bir değişiklik oluşturmayacağını kaydeden Oğuz, “Türkiye-ABD ilişkilerindeki sorunlar yalnızca mevcut yönetimle veya belirli bir siyasi partiyle sınırlı değil. Cumhuriyetçiler döneminde de Demokratların yönetimde olduğu süreçlerde de Türkiye'nin savunma ve güvenlik alanındaki beklentilerinin karşılanmadı. Cumhuriyetçiler de Demokratlar da Türkiye açısından olumlu bir karar ortaya koymadı. Son 10-12 yılda savunma ve güvenlik alanında Türkiye lehine kayda değer bir karar alınmadı. Trump'ın olumlu açıklamalarına rağmen somut adım atılmadı” ifadelerini kullandı.
“TRUMP SADECE KONUŞUYOR”
F-35 programı, S-400 kaynaklı yaptırımlar ve savunma sanayi alanındaki işbirliği başlıklarında ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaklaşımının yönetim değişikliklerine rağmen benzer şekilde devam ettiğini kaydeden Oğuz, “F-35'ler Türkiye'ye teslim edilmeden bir kazanımdan söz edilemez. Parasını ödediğimiz F-35'leri alamamışız. Ne zaman Türkiye'deki depolarımıza iner, o zaman ‘alınmıştır’ derim. Trump sadece konuşuyor, hiçbir şey yapmadı. Zaten CAATSA yaptırımlarını getiren Trump'tı. Aynı şekilde diğer tüm olumsuz kararlar yine Trump zamanında alınmıştı. Daha sonra Demokratların yönetiminde sadece bu kararlar uygulandı” diye konuştu.
Washington'dan gelen olumlu mesajların somut karşılık bulmadığını belirten Oğuz, siyasi açıklamalarla fiili uygulamalar arasındaki farklılığa dikkat çekti. İki ülke arasındaki ilişkilerin bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini ifade eden Oğuz, temel sorunun Washington'un Türkiye'den beklentileri ile Ankara'nın bağımsız dış politika tercihleri arasındaki farklılık olduğunu kaydetti.


