Kaydet
|

"İlmin kapısı" ünvanlı Hazreti Ali Efendimizin şimdi nakledeceğimiz çarpıcı sözünü daha evvel de yazmış ve konuşmuştuk.

Dördüncü Büyük Halife’mize demişler ki:

-Filan kimse senin aleyhine konuşuyor!...

Sür’at ve intikal kabiliyeti fıtraten çok yüksek, deha üstü bu muhteşem insan, bu haberi verene şu cevabı vermiş:

-Ama ben, ona iyilik yapmadım ki!..

İşiteni sarsacak çarpıcı bir tespit!..

Nankörlüğün, bundan daha net bir izahı var mıdır? Bilmiyoruz.

İyiliğe kötülükle mukabele etmek!

Aman Allah’ım bu nasıl bir beşerî bozukluktur…

Bu mevzua neden girdik?

Şundan:

Recep Tayyip Erdoğan, yarım asırdır siyasette, kürsülerde… Her vesileyle konuşma yapmakta. O görüş, tez ve beyanlar, elbette yerini almakta. Bugün araştırmacılar, üzerinde çalışıyorlardır. Yarın da çalışacaklardır.

Bütün bu konuşmalarının ve hatta belki de ileride yapacağı konuşmaların içinde iki sade cümle hiç unutulmayacaktır düşüncesindeyiz. Sıradan edilmiş iki söz gibi ama üzerinde durunca hiç de öyle olmadığı fark edilebilir:

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan Seul dönüşü, uçakta gazetecilere verdiği mülakatın, sorulara cevapların ikisi ertesi gün Türkiye ve belki de bir kısım dünya gazetelerinde başlıktaydı.

Söylediklerinden biri fon hırsızlarıyla alakalıydı ve şuydu:

-Ummadığımız insanlar, bu işlerin içine girmiş!

Aslında aynı cümlenin devamı olan diğer söz ise şöyle:

-Sermaye piyasalarımızı mikroptan temizleyeceğiz. Kim varsa hesap verecek!

Fon suistimali, çalma-çırpma, dolandırıcılık işinde "ummadığımız insanlar" derken kastettikleri bellidir.

Tayyip Erdoğan’ın yoksulluk şartlarından alıp getirdiği, itimat ettiği, itibar ettiği, makam, mevki verdiği; bir beşerin, siyâsette gelebileceği en yükseklere çıkarttığı kimseler. Bunlara inandı, güvendi, dâvâ arkadaşı olarak gördü. Onlar, liderlerini alabildiğine övdüler. Sanıldı ki onlar kadar kimse Recep Tayyip Erdoğan’ı takdir edemez, bilemez, tanıyamaz. Her kare fotoğrafta kafaları Tayyip Beyin omuzunda oldu. Zamanla öyle çoğaldılar ki etraf duvarlaştı. Kendi aralarında yaman bir çıkarcılık alışverişi doğdu. O gecekondudan, yoksul semtlerden, zar zor geçinme şartlarından gelen isimler şimdi para cambazı olmuşlardı! Ne yazık ki kimse, onlara "bu paraları nereden buldun da şimdi fon sihirbazlıkları yapıyorsun?!!!" demedi. Hâlbuki aile şartlarını biliyorduk. Gariptir ki ilk çıktıkları sorgulamada serbest bırakıldılar. Şimdi ise tutuklandılar. Vatandaşın kafasının karışması tabiîdir. İlk mahkeme kararı mı, son mahkeme kararı mı isabetli?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ummadığımız insanlar" dediği, her bakımdan güvendiği, sırtını döndükleri zâhire göre dâvâ ve mücadele arkadaşlarıydı. Gelin görün ki bu eski Bakan, o, bu şu… olan politikacıların lidere de, davaya da partiye de ülkeye de verdiği zararı en hırslı, en affetmez Tayyip Erdoğan hasmı veremezdi. Onun için birçok tutuklama olurken adı belli eski Bakanın ancak tutuklanması bir geç kalmadır. Bu ziyan, bu vak’a sıradan bir olay değildir. Amerikan ara seçimlerine denk gelmesi ise tuhaf bir tevafuktur. Kitlelerin birbirinden etkilendiği, malumdur…

Yetişmesi on yıllar alan koca ormanı bir kibrit alevi küle döndürüyor. Tayyip Erdoğan, düşe kalka, haksızlık ve düşmanlıklarla mücadele ede ede, bedel ödeye öde, hapse düşmeye kadar her safhadan geçerek nihayet liderliğe yükseldi. Bugün dünyada 5 mühim dünya lideri varsa; Recep Tayyip Erdoğan ilk 3’ün içindedir. Bu azmi, sebatı ve dâvâ sadakatiyle vatandaşın kalbine girdi, onların teveccühünü kazandı. Bundan dolayı oyları, her zaman partisinin üstünde oldu. Çeyrek asırdır iktidarda. Türk tarihinde bu kadar uzun süreli iktidar daha evvel 33 yılla Abdülhamid Han zamanında ve 46 yıl ile de Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında yaşandı.

Her iki Sultan zamanında çok üstün muvaffakiyetler olduğu gibi cinayet çapında ihanetler de yaşandı. O zaman da umulmadık kimseler “mikropluk” yapabildiler. Abdülhamid Han’ın şu sözü unutulmayacak cinstendir. Diyor ki:

-Hükûmet toplantısı bittikten sonra nâzırların yarısı İngiliz Sefaretine, yarısı Fransız sefaretini gidiyorlardı.

Yani bir satılma ve satma vak’ası var.

Kanuni zamanında Sarayda dönen Bizans entrikaları ise Padişaha öz evladına kıyma hatasını işletti. Hâlbuki Cihanın 1 numaralı Hükümdarıydı.

Sn. Erdoğan da bilir ki Sevgili Peygamberimiz -aley’his selâm- şöyle buyururlar:

-Vaki olanda hayr vardır!

Kur’ân-ı kerîm de -meâlen- "sizin şer bildiğinizde hayr, hayr bildiğinizde şer vardır" buyurmakta…

Sn. Cumhurbaşkanı, Kore dönüşü Türkiye yolunda basın mensuplarına o sözleri ederken âdeta ciğerlerinin kavrulduğunu tahmin etmek zor değil…

Türkiye, çeyrek asırdır ilk defa sürüp giden bir istikrar yakaladı, iç harpten çok da farklı olmayan bir terör musibetini 50 sene sonra bitirerek Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge nimetlerine kavuştu.
Ve Türkiye 4 asırdan bu yana ilk defa ağır sanayi, savunma sanayi, teknolojik kalkınmayı, siber atakları vs. yakaladı.

Tayyip Erdoğan ve samimi arkadaşları, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bunları yaparken bazı kimseler, öz nefs ve çıkarları için dâvâyı da lideri de sırtından hançerlemekteler.

Abdülhamid Han’ın şüpheyi ihmâl etmemesi bundandı. Çünkü o gün de kimsenin elinde Samimiyet Ölçme Cihazı yoktu.

Rahat bir uyku uyuyabildiğine ihtimal vermediğimiz Sn. Erdoğan’ın dut silkeler gibi bir silkeleme yapması, hak edene tırpan çalmaktan geri kalmaması, mikrop kapmışları kapı dışarı etmesi, mirası ve Türkiye’nin bekası için şarttır.

Vicdanına bakacak ve gereğini yapacak.

Kalabalıklara, övgüler, alkışlar… yanıltır.

Değişmez doğru o ki:

Lider, yalnız adamdır!

Gecenin karanlığında da gündüzün aydınlığında da yalnızdır.

Allah’tan başka kimsesi yoktur…

Rahim Er'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.