3 Kasım ara seçimlerinin bir hayli hizaya getirdiği Donald Trump ve ekibi kuyruğu dik tutmaya çalışıyor! Sarı Kovboy, sandığın dumanı tüterken, VETO silahını çekeceğini ilan etti. İran savaşı için pişman olmadığını söyledi.
Donald Trump istediği kadar aksi görüntü vermeye çalışsın, siyasi realite onu hem içeride hem dışarıda frenleyecektir… Buna direndikçe daha fazla güç kaybı yaşayacaktır. Sarı Kovboy hem “Seçimi kaybetmemin sebebi İran Savaşı” diyor hem de gerekirse aynı kararı tekrar vermeye hazır olduğunu dillendiriyor. İran’a saldırmaya hazır olduklarını, mermilerin namluya sürüldüğünü, ama bunun için bir sebep görmediğini seslendiriyor. Aynı Trump, elinde kalan tek argüman olarak, İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağını tekrarlıyor… Trump’ın belki de en çapsız bakanı olan ve daha şimdiden ilk azil işlemine tabi tutulacak kişi olarak ilan edilen Savaş Bakanı Pete Hegseth, patronunun borazanlığını yapıyor. "İran’a karşı başlatılan askerî harekât çok cesur ve tarihî bir girişim…” diyor. Güya Trump’ın “ÖNCE AMERİKA” tezini parlatmaya çalışıyor. ABD’nin küresel caydırıcılığının güçlendiğini, asla geri adım atmayacaklarını ifade ederek, tabir yerindeyse zırvalıyor. Amerikan Ordusundaki başarısız generalleri tasfiye ettiklerini böbürlenerek söylüyor. Ve “Bana saldırıyorlar, bize saldırıyorlar, çünkü etkiliyiz…” edasıyla sandıkta yedikleri tokadı hafife almaya çalışıyor. Görevinin başında olduğunu ve öyle kalacağını yani azil sürecinin işlemeyeceğini ileri sürüyor. Buna dayanak olarak, Trump’ın ilk başkanlığı döneminde iki defa azil süreciyle yüz yüze gelmesini hatırlatıyor
Demokratlar, İran savaşı maliyetinin şimdiden 47 milyar doları aştığını ve yenilenmiş Kongre’de ilk ele alınacak başlıklardan olduğunu belirtirken, Trump ve silahşoru Hegseth, ara seçim sonuçlarına direnmeye çalışıyor. Vâkıâ, ara seçimin Trump’ın hoyrat politikasını mutlaka törpüleyeceği anlaşılıyor… Zira İran konusunda ABD’nin elinin düne göre daha zayıf olduğu ortada… Haziran 2025’teki saldırıdan bu tarafa, Rusya ve Çin’in beklendiği ölçüde İran’a aktif destek vermediği yolunda analiz ve yorumlar devam ediyor. Ancak son zamanlarda, İran’ın ABD hedeflerine karşı çok daha etkili saldırılar gerçekleştirebilmesi, dikkatleri önemli bir noktaya çekti. Yoksa Rusya İran’a silah desteği mi veriyor? Hatta Çin’in teknoloji transferi yaptığı yolunda söylentiler de çıktı… Bu arada İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, üç gün önce Rusya’ya giderek Putin’le bir görüşme yaptı. Rusya’nın ABD’nin İran’a saldırılarından asla hoşnut olmadığı bir gerçek. Kendisi bizzat savaşta olan Rusya’nın bu meseleye daha fazla zaman ve enerji tahsis etmesi kolay değildi. Lakin bu büsbütün İran’ı unuttuğu manasına da gelmiyor… Ukrayna savaşı ile ne kadar meşgul olsa da, Rusya İran’ı hepten unutacak bir tavır içinde olmaz… 18-19 Kasım tarihlerinde Trump, Putin ve Şİ Cinping, Çin’in Shenzhen şehrinde yapılacak APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği) Liderler Zirvesinde bir araya gelecek. Bu üçlü görüşmenin bir de ikili altyapısı var şüphesiz… Ağustos 2025’te ABD’nin Alaska Eyaletinin Anchorage şehrindeki askerî üste gerçekleşen Trump-Putin görüşmesi… Ve 23-25 Eylül 2026 tarihlerinde Çin Lideri Şİ Cinping’in Washington ziyareti. Bu ziyaret sırasında Şİ’nin dikkat çektiği husus önemli… Tarafların çatışmadan kaçınarak bunun yerine iş birliğini ve tabii rekabeti sürdürmesi… Böylece “Tukidides Tuzağına” düşmekten uzaklaşılması. Tükidides Tuzağı, kısaca yükselen bir gücün mevcut hegemon gücü tehdit etmeye başlaması neticesinde, iki ülke arasında savaş çıkma riskinin artmasını ifade eden bir kavram. Yunan Tarihçisi Tukidides’in Peloponez Savaşlarını anlatırken kullandığı ifadeden kaynaklanıyor… Burada “Yükselen gücün” Çin olduğunu ayrıca belirtmeye gerek var mı?!
Hasılıkelam iki hafta sonra Shenzhen’de yapılacak üçlü zirvenin resmî gündemi henüz açıklanmış değil. Fakat bu görüşmede Ukrayna Savaşı ile ABD-Rusya ilişkileri ve Çin-ABD ekonomik münasebetlerinin masada olacağı kesin. Yapılacak müzakerelerde İran’ın da geniş yer kaplayacağını tahmin etmek zor değil. Yara bere içinde ara seçimlerden çıkan Trump düne göre daha zayıf konumda. Karşısındaki iki kurt siyaset ve devlet adamı ortama göre başta İran meselesi olmak üzere, netameli konularda pekâlâ köşeli laflar edebilir… ABD öteden beri Rusya ve Çin’in fazla yakınlaşmasından tedirgindir. Dolayısıyla tek tek her birinin veya her ikisinin birlikte böyle bir temayül içine girmemeleri için gerekli dikkati gösterecektir herhâlde. İran hem tarih boyunca Rusya için hem de şimdilerde bilhassa enerji alanında Çin hesabına çok önemli bir ülkedir… Dolayısıyla ABD tarafından daha fazla hırpalanmasına herhâlde göz yummak istemezler!.. Trump’ın beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, ABD İran’la masaya oturup bir şekilde savaş opsiyonunu kenarda tutup müzakere yoluyla buradan kurtulmak istiyor. Buna karşılık İran da yakaladığı fırsatı biraz daha lehine geliştirmek istiyor. ABD’nin görüşme çağrısına karşı yedi tane şart ileri sürüyor. "Bunlar kabul edilmeden ne Hürmüz Boğazı’nı açarız ne de masaya otururuz" diyor.
En son Putin’le görüşen İran Güvenlik Şefi Rızaî’nin beyanında da bu tekrarlandı. Bu arada bazı uzmanlar, Putin’in ABD ile İran arasında ara buluculuk rolü dahi oynayabileceğini de dillendiriyor…
Velhasıl ABD ara seçimleri Trump için içeride ve dışarıda yeni zorluklar ve meydan okumalar getiriyor. Başta Başkan Yardımcısı J.D. Vance olmak üzere, Trump’ın ekibinin önemli bir kısmı, şimdiden yeni arayışlara dümen kırmış durumda… Sarı Kovboy’un züccaciye dükkânına giren fil misali politikaları bekleneni veremedi. Bundan sonra aynı şeyi zorlarsa daha beter sıkıntıya girecektir!..


