Kaydet
|

İki ülkenin seçimleri dünya gündemini ziyadesiyle meşgul ediyor… 27 Ekim’de yapılan ve belirsiz bir siyasi süreç doğuran seçimler, İsrail’in cirminden fazla etki ediyor. İnsanlık Bibi Netanyahu’dan kurtulmalı!..

Dünyanın dört bir tarafından korku pompalanıyor… Bu korku öyle sıradan bir korku da değil. Basbayağı “Üçüncü dünya savaşı çıkacak…” diye insanlar telaş ve endişeye sevk ediliyor. İngiltere’nin başını çektiği Avrupa devletleri halklarına savaş hazırlığı yapmalarını telkin ediyor… Kimisi üç gün kimisi otuz gün, kimileri de doksan günlük yiyecek ve diğer ihtiyaç stoku yapılmasını salık veriyor. Herkesin ağzında benzer ifadeler; Dünya tehlikeli bir yerlere gidiyor ama… Bakalım daha neler vuku bulacak?.. Bazıları da daha kesin ifadelerle muhtemel bir dünya savaşından dem vuruyor. Bu görüşlere katılmayan da var elbette. Hâlihazırda bir dünya savaşı tehlikesinin söz konusu olmadığı kanaatini paylaşıyorlar.

Peki, nedir bu pompalanan olumsuzluk ve tantananın sebebi? Bize öyle geliyor ki, küresel bir sıcak çatışmadan ziyade büyük çaplı bir siber saldırı tehlikesi veya beklentisi bir şekilde dillendiriliyor… Böyle bir siber saldırıyı kim yapar, ne kadar yapabilir ve kaç tane ülke bundan etkilenir? Bu belirsiz. Ancak mevcut teknolojik seviyede böyle bir saldırının gerçekleşmesi hâlinde yapacağı yıkımın da çok büyük olacağı değerlendiriliyor. Konunun uzmanları bu tehlikenin büyüklüğünü hayli ürkütücü bir üslupla seslendiriyor… Meseleyle yakından ilgilenenler mutlaka hatırlayacaktır; Barack Obama iktidarda iken, böyle bir siber saldırının vaki olması hâlinde hiç tereddütsüz nükleer silah kullanma yoluna gideceklerini ilan etmişti. O günün şartlarında uyarının yapıldığı adres Çin idi… Aradan geçen yıllar böyle bir saldırı için daha sofistike ve daha yıkıcı teknolojik ilerlemeleri de beraberinde getirdi. Savaş paradigması değişti özetle… Velakin elektronik harp yanında konvansiyonel savaş da hükmünü icra etmeye devam ediyor… Şu kadar ki, elektronik harp alanındaki gelişmeler daha çok ve daha derin asimetrik savaşlara kapı araladı. Ve bu kapı sonuna kadar açıldı...

Yazının başlığından uzaklaştık gibi gelebilir. Ama bu özeti her iki savaş türünün yakın ve uzak tehlikesi için bir girizgâh mahiyetinde alınız. Çünkü ABD ve onu kelimenin tam manasıyla peşinden sürükleyen İsrail’in gündeminde savaş konusu en üst sırada yer alıyor… Amerikalı gazeteci Tucker Carlston tansiyonu iyice yükselten bir iddia attı ortaya. Carlston X sosyal medya platformundan paylaştığı ve Amerikalı çok üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı iddiasında nükleer silah kullanılmasından bahsediyor. Hatta ABD’li gazeteci sayılı günler var dediği bu ihtimal için 7 Kasım tarihini belirtiyor… Buna göre Netanyahu her gün Trump’ı arayarak bir an evvel İran’ın vurulmasını istiyormuş. Netanyahu İsrail seçimlerinden önce Trump’la birlikte bu işi (İran’a saldırı) bitireceklerini ilan etmişti. Daha önce de Batı medyasında yer alan haber ve yorumlara göre, Amerika’nın bu defaki saldırısında hedef İran’ın Kazma Dağı derinliklerindeki nükleer santral olacak… Ne var ki, mevcut şartlarda yaklaşık 90 metre kalınlığındaki granit tabakayı delecek güçte hiçbir konvansiyonel silah yok. Tek alternatif olarak nükleer silah söz konusu! Nükleer silah çok netameli konu. Bu silahın kullanılmaması için dünyada teşekkül etmiş “dehşet dengesi” hâlâ geçerli… Donald Trump “İran’ı on beş dakikada bitirim” diye böbürleniyor, ama kazın ayağı öyle değil. ABD nükleer veya taktik nükleer silah kullandığı takdirde, Rusya da hemen kullanma yoluna gidebileceği gibi, bu silahı İran’a transfer etmesi dahi muhtemeldir… Ve daha nelere kapı aralayabileceği de bugünden tam olarak kestirilmesi güç bir mesele…

“Bugüne kadar sekiz savaşı bitirdim bana niye barış ödülü verilmiyor” diye dünyanın gözünün içine baka baka yalan söyleyen Trump, sabah akşam savaş konuşmaktan başka bir şey yapmıyor. Ekürisi Netanyahu ile birlikte ha bire İran’a salvo yapıyor… İsrail toplumundaki keskin radikalleşme sebebiyle Netanyahu’nun Likud Partisi, tek başına iktidar konumundan çok uzak olsa da birinci sırada çıkabildi. Lakin Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi için böyle bir durum yok. Tam aksine ciddi güç kaybı sebebiyle Kongre’de aritmetiğin değişmesi ve Trump’ın “Topal Ördek” durumuna düşmesi hatta ondan da öteye, azil tehdidiyle yüz yüze gelmesi yüksek ihtimal olarak ortada duruyor… Bu durumda Netanyahu’nun Trump’ı ve tabii ABD’yi daha da batağa çekmesi büyük bir çöküşü tetikleyebilir. Bu da Amerika için ağır bir fatura olur. Yahudi Lobisi ve Netanyahu’nun insan kanı üzerinden sürdürmek istediği savaş ve soykırım suçları elbet bir gün dönüp kendisini vuracaktır. Velakin daha fazla masum insan kanının akmaması için; Dünya, Netanyahu’dan artık kurtulmalıdır. İsrail seçimleri aslında fiilen böyle bir imkânı hazırlamış oldu. Şayet muhalefet lideri Eisenkot, Siyonist Lobi’nin baskılarına direnç gösterip, Arap Partileriyle bir koalisyon kurma becerisini ortaya koyabilirse, Kasap Bibi için yolun sonu gözükür. Aksi takdirde ABD’li gazeteci Carlston’un dillendirdiği gibi, bu insan kasabı her gün Beyaz Saray’ı arayarak, İran’a saldırı için bastırmaya devam edecektir. Şubat ayındaki saldırının İsrail tarafından tezgâhlandığı ve ABD’nin de buna boyun eğdiği artık kesinleşmiş bir durum. Bunu Trump da hiç tereddüt etmeden ikrar ediyor. Fakat beri tarafta bu politikanın kendisine ve ülkesine nelere mal olacağını pek hesaplamıyor sanki… Saat başı taban tabana zıt abuk sabuk söylemlerle, mitinglerde yaptığı tuhaf hareketlerle vaziyeti idare etiğini sanan Trump, şayet bugünkü seçimlerde halktan okkalı bir tokat yerse, çok farklı siyasi reaksiyonlar baş gösterebilir!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.