TDT-Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da icrâ edildi…
İsmail Gaspıralı’nın meşhur umdesinden hareketle "Türk Yüzyılı: Dilde, Fikir’de İş’te Birlik!" düsturuyla toplanan zirvede Türkiye, Dönem Başkanlığını Azerbaycan’dan devraldı.
Oldukça yoğun ve oldukça verimli geçen ve istikbâle dair büyük ümitler vadeden bu tarihî istişare ve müzakere toplantısı sonunda 163 maddelik bir "Ankara Bildirisi" kaleme alınıp taraf devletler lider ve mümessilleri tarafından imzalanarak neşredilmiştir. "Deklarasyon" yerine "Bildiri" denmesine memnunuz. Lakin, biz, diplomasi mâzimizden hareketle "Ankara Beyannâmesi" demeyi yeğledik. Dünya siyâset ve devletler tarihinde 163 maddelik bir beyannâme çok görülmeyen bir gerçektir. Küçük bir kitap, risale hacmindeki bu bildiri, TDT’nın faaliyet, maksat ve hedefine dair kâfi kanaati veriyor olmalı.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın tarihçesi, kısaca şöyledir:
SSCB, 1991’de çökünce, ilkin 1992’de Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirveleri toplanmaya başladı. Bu temel üzerine 3 Ekim 2009’da "Türk Keneşi" ismiyle "Nahçıvan Anlaşması" inşa edildi. İmzacı taraf devletler şunlardı:
Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan. 10 yıl sonra Özbekistan, tam âzâ olarak Türk Keneşine katıldı. Birlik, genişlemiş hâliyle 2021’de İstanbul’da "İstanbul Zirvesi" adıyla toplandı. Bu toplantının en kalıcı tarafı, seçilen yeni isim oldu. "Keneş" terk edilerek anlaşılması kolay TDT-Türk Devletleri Teşkilatı ismi kabul edildi. Böylece, BM, AB, NATO, İİT… gibi milletlerarası bir kurum doğmuştu. Genel sekreterlik ve işleyiş nizâmnâmesi, tüzüğü gibi bağlayıcı umdeleri vardı…
TDT-Türk Devletleri Teşkilatı’na yukarıda adı geçen devletler, tam üyedir. Fakat Türkmenistan, bîtaraf kalma konumunu korumakta ısrar ediyor. Buna mukabil, Macaristan, gözlemci üye olduğu hâlde tam üyeymiş gibi cevval davranmaktır. TDT’nın Doğu Akdeniz’deki levendi gibi yerinde muhkem duran Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de "KKTC" ünvanıyla söz konusu birlikte müşahid üyedir.
TDT’nın ana varoluş sebebi, yukarıda sözü geçen ve bir buçuk asırdır bütün bu iklimde terennüm edilen dil’de fikir’de iş’te birlik gâyesinin kuvveden fiile çıkma arayışıdır.
Böylece Türkçe’nin bütün bu ülkelerde tercüman olamadan anlaşılır ve yazılı metinlerde okunur olmasını temin etmek, ana gâyedir. Geçmiş asırlarda olduğu gibi bugün de 200 milyonluk Türk âleminin konuşma ve yazma dili İstanbul Türkçesi olmalıdır.
Bunun dışında fikirde birlik, siyâsi ve irfânî dayanışmadır. İş’te birlikse iktisâdî ve ticârî beraberlik. Bütün bunlara bugün lojistik ortak çalışma, Asya ve Avrupa arasında Orta Koridor gibi emniyetli geçişleri temin etme de dâhil olmuştur.
163 maddelik dolu dolu Anakara Beyannâmesinde bir de günümüzden yarınlara uzanan farklı ve yeni ve hayâti değerde kalıcı fikirler yer almaktadır.
Türkiye’nin öncülüğünde "TDT Savunma Sanayiî Koleji kurulacaktır. Üye devletler arasında ortak askerî beraberliği pekiştirme ve büyütmeye mahsus çok kıymetli bir adımdır.
Ayrıca teşkilat yapısı içinde Siber Güvenlik Konseyi ve Suçla Mücadele Konseyi kurulmasına da karar verilmiştir. Buradan hareketle şunun da bir zaruret olduğu ortaya çıkmaktadır:
Türk devletleri arasında müşterek bir Hukuk Külliyatı oluşturmak kaçınılmaz zarurettir…
Ortak alfabeyi bunun habercisi saymak isteriz.
Ankara Beyannâmesi, aynı zamanda müşterek bir siyâsi beraberliği de haber vermektedir. "Türk devletleri arasında stratejik ortaklık, ebedî dostluk, ve kardeşlik andlaşması" ibaresinden anlaşılır olan budur…
TDT’nın ana sekretaryası, Fatih’tedir. 13. Zirveden evvel genel sekreter Kırgız diplomat Kubanıçbek Ömüraliyevdi. Yeni genel sekreter ise Özbekistanlı diplomat Mirvokhid Azimov’dur.
Böylesine yüksek ehemmiyetteki Liderler Zirvesi’ne, Türkmenistan Büyükelçi, Azerbaycan, Hariciye Nazırı seviyesinde iştirak etti. Aşkabâd’ın neden böyle hareket ettiğine yukarıda temas etmiştik. Azerbaycan’ı Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in değil de Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un temsil etmesi, resmî açıklamayla şöylece duyuruldu:
Aynı günlerde Bakü’de tertip edilen önceden planlanmış FIFA-U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivalinin kapanış ve mükafat merasimine bizzat iştirak etme mecburiyeti…
15 yaş altı sporcuların şampiyonası…
Bu sonuçta Azerbaycan’da kız talebelerin tesettürüne dair alınan yanlış bir karar ve onun tatbikatıyla buna Türkiye’de sosyal medya üzerinden yapılan özensiz tenkidlerden doğan bir incinmenin sebep olduğunu tahmin ediyoruz…
Çin, Rusya, İran gibi… Türk devletlerine komşu ülkelerin bu gelişmeye bakışını takip etmek gerekir. Çin, Şarkî Türkistan korkusunu hep pazarlık mevzuu yapmaktadır. AB ile ABD’nin tutumları da göz ardı edilemez.
Üç asırda yakalanmış bir büyük gelişmeye, bu teşkilata çomak sokulmaması için uyanık ve fedakâr olmak, her Türk devletinin gelecek nesillere karşı mes’uliyetidir.

