Kaydet
|

Orta Çağ’da soyluların hayatı “dışı seni içi beni” tadındadır, herkes onlara özenir ama...

Filmlere bakarsanız Orta Çağ şatolarında hayat balo kıvamında akar, devamlı ziyafetler, düellolar, turnuvalar.
Dük-düşes, marki-markiz, kont-kontes, vikont- vikontes, baron-barones, lordlar-leydiler, kavalyelerşövalyeler artık her neyseler, kalın ayaklı masalara oturur, dik arkalıklı sandalyelere kurulurlar. Avize ve şamdanlar mumlarla donatılmıştır, çalgılar çalar, kadehler dolar, çakırkeyif kahkahalar...
Silahşorlar mızrak tokuşturur, cambazlar takla atar, soytarılar şaklabanlık yapar. Ozanlar ağzından ateş saçan göl canavarını anlatırlar.
Hâlbuki şatolar bir nevi kaledir, mimarlar seyr-i seyranı, zevk-ü sefayı değil müdafaayı öne alırlar. İçeride dik merdivenler vardır ve daracık daracık koridorlar. Mekân titretecek kadar soğuk, ürkütecek kadar boğuktur, küflü duvarlar, yosunlu kuytular...
Şömine ile ısınıp meşale ile aydınlandığı için tavanlar duman rengidir, bacalar zift, urbalar is kokar.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

MAHREMİYETTEN MAHRUMLAR

Büyük salonda (Great Hall) duvar bölme yoktur, kadınlar, adamlar bir pöstekiye kıvrılır yatarlar. Evet maalesef yan yana.
Yerlerde halı kilim bulunmaz, kont cenapları odasının duvarlarına keçe astırır ki harice ses çıkmaya. Sadece asiller yastık kullanabilir, nehre ve ormana açılan gizli geçitleri de onlar bilir anca.
Kontun muhafızları vatandaştan haraç toplar, dikleneni ibretiâlem için bacağından asar.
Günbegün düşmanları artar, bu yüzden pencereleri dar tutar, teraslara mazgal koyarlar.

O DA GARDIROP BU DA

Fransızcadaki garde (kıyafet)-robe (dolab) kelimelerinden teşkil olunan gardırobu hepimiz biliriz. Şatolarda duvar üzerindeki çıkıntılar da aynı adla anılır, ancak bunlar defihacete yarar.
Girersiniz üzerinde delikler olan bir ahşap sıra, aralarda perde bulunmaz, omuz omuza oturur bırakırlar boruya, gaita yer çekimi marifetiyle aşağı kayar. Biriktiği yerde tepe olur âdeta, yazın tebahhur eder (buharlaşır), ufunet (pis koku) sarar. Şato sakinleri alışkındır, rahatsız olmaz, farkına bile varmaz.
Eğer hatırlı bir misafir gelecekse lağımcı (gong farmer) tutar, dışkıyı fışkıyı attırırlar uzağa.
Avrupalılar kedi sevmez psicikleri şeytan ve cadılarla eş tutarlar. Hâl böyle olunca fareler fink atar ortalıkta.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

SU MU? AMAN AMAN!

Belki haşmetlilerin banyosu vardır ama diğerleri sudan uzak yaşar. Orta Çağ Hristiyanları sadece vaftizde ıslanır, kirli kalmayı iftihar vesilesi sayar. Yıkanmayı kerih görür, vebanın bu yolla bulaştığını sanırlar.
Uşaklar üç kuruşa talim etseler de mutfak zengindir, kuğu ve tavus etleri, bıldırcınlar, tavşanlar ceylanlar… Eh bal tutan parmak yalar.
Et közlenince çıkan yağları toplar mum yapımında kullanırlar. Bu yüzden içerisi fena kokar, börtü böceği eksik olmaz.
Kümesler ve ahırlar avludadır, gübreler burun kırar.
Sinyoraya Hind’den, Sin’den, Yemen’den parfümler gelir. Henüz Köln, kolonyaya başlamamıştır daha.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

KALELER KULELER

9. yy... İngiltere Kralı Kel Çarls istilacılara karşı kuleler değil kaleler yapılmasını emreder, etrafını su dolu hendeklerle çevirir, kapı önüne inen kalkan köprüler kurarlar.
Kaleler büyüktür vatandaşı da alır avlusuna. İçinde mahkeme ve mahpushane olur, kendi mahsulünden çalanları yargılar.
Sükunet zamanı birkaç düzine asker kâfidir ama kuşatıldı mı adam yetmez, eli silah tutan itilir surlara!
Senyörlerin hekimi, hâkimi, aşçısı, başçısı, kasabı, seyisi, ulağı, uşağı, tefrişatçısı, teşrifatçısı olur. Kont avanesini tanımaz muhatap da almaz. İşleri havale eder kâhyaya.
Kaleler zaptı zor, müdafaası kolay mekânlardır, içinde fırını, ambarı, kuyusu, kuzusu bulunur; aylarca dayanır muhasaraya.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

ROMA’NIN ARDINDAN...

Kavimler Göçü sonrası Batı Roma iktisadi buhran yaşar. Lejyonerler çaptan düşer, istilaya çıkmaz. Yağma olmayınca, merkez dibe vurur âdeta. Hasılı imparatorluk yıkılır ve bir otorite boşluğu doğar. Derebeyleri de vaziyetten vazife çıkarır orada burada mevzi tutar.
Ortalık eşkıya doludur, halk, can ve mal korkusu ile sığınır onlara.
Zavallılar çiftle çubukla uğraşır. Mahsulün çoğunu konta sunar, kendi boğaz tokluğuna yaşar.
Sınıflar arasında keskin hatlar vardır, soylular, ruhaniler, savaşçılar, burjuvalar, serfler, köleler…
Hükümdar vardır ama sureta. Mahallî idareler güç kazanır, kralı kimse sallamaz.
Ekonomi yerlerde sürünür, yapalım satalım gibi bir dertleri yoktur, günübirlik yaşarlar.
Bu böyle ilanihaye gidecek değildir sonunda.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

MADE IN FRANCE

Feodalizmin ana vatanı Fransa’dır, Normanlar Britanya’yı istila edince (1076), İngiltere’ye de taşırlar.
Almanya Roma’ya bağlı değildir, feodalite (derebeylik) geç yerleşir oraya.
İspanya ise Emevilerin elinde bir huzur adasıdır, ilim, edep, hikmet konuşulur, denaete (alçaklığa) fırsat tanınmaz.
Kuzey İtalya’da Roma mirası güçlüdür, kent hayatı ortadan kalkmaz. Güney ise Bizans hâkimiyetindedir derebeyleri ferman okutamaz.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

MEDİNE’DEN ÇOK SONRA

İngilterede tahta oturan Yurtsuz John sevimsiz bir kraldır, manasız zigzaglarıyla halkı usandırır. Fransızlara kaptırdığı toprakları geri almak için kilise mallarına el koyar, vergilere zam yapar. Baronlar da (büyük toprak sahipleri) toplanıp Londra üzerine yürür onu âciz bırakırlar. Kral Büyük Sözleşme (Magna Carta) imzalamak zorunda kalır sonunda (1215).
Saray kiliseye karışmayacak, aşırı vergi almayacak ve vatandaşı keyfi olarak cezalandırmayacaktır sözüm ona.
Avrupalılar bunu içinde insan hakları olan ilk sözleşme olarak saysalar da Peygamber Efendimizin (sallalahü aleyhi ve sellem) hicretten hemen sonra (622) müminler, müşrikler ve Yahudiler için ortaya koyduğu mutabakat metni (Medine Vesikası) daha şümullü (kapsamlı) ve berraktır aslında.

PAPAZLA SENYOR ARASINDA

Serfler ise sahibi adına toprağı işler, asilleri zenginleştiririler. Lakin siyasi haklara sahip değildirler, mekânı terk edemez, senyörün hizmetinden ayrılamazlar asla.
Korunanlar (vassaller) senyörle savaşa gider, uğruna vuruşurlar. Patron esir düşerse fidyesini bulurlar.
Vassalin vârisi yoksa mülküne senyor konar. Derebeylerin hukuk tahsili yok ama yargı yetkisi vardır, ya öldürtür, ya bağışlar; sözü kanundur o kadar!
Orta Çağ’da Katolik kilisesi güç kazanır. Dindar soylular mallarını kiliseye bağışlayınca ruhaniler altınla oynar. Devlet içinde devlet olur, senyorlarla aynı mertebede dururlar. Şakaları yoktur kralları bile afaroz eder, ayağını kaydırırlar.

Derebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?
Başlık ResmiDerebeyler devrinde şatolar: Sefahat mi sefalet mi?

KÖYLÜ KÖLEDEN BETER

Bu kapalı ekonomide dış ticaret ve rakabet olmaz, para para etmez, zenginliğin tek ölçüsü vardır: Toprak!
Ancak Haçlı Saldırılarına katılanlar Orta Doğu’daki bolluğu bereketi görür, ticaretin gücüne şahit olurlar. Venedik, Ceneviz, Pisa gibi İtalyan şehirleri Müslümanlarla alışverişe başlar. Para döndükçe devlet vergi alır, biti kanlanmaya başlar. Bu arada zenginleşen burjuva yeni bir sınıf olur (kentsoylular).
Fatih’in İstanbul’un fethinde kullandığı toplar kralları da uyandırır, namluları şatolara çevirir gülle yağdırırlar, derebeyleri pes eder, havlu atar.
Boşta kalan kale ve şatolara yandaş asiller çöker, malikâne olarak kullanırlar. Açıkta kalanlar da Disneylandvari kuleler yaptırır manzaranın tadını çıkarırlar.
Hanedan mensuplarının birkaç şatosu olur, geldiklerinde bayraklar asılır, kalkanlar takılır. “Dikkat haşmetmeapları teşrif buyurdular!”
Fedeolite yıkılınca paranın değeri artar, serflik kalkar, krallar mutlakiyetçi monarşilere maya çalar.
Yazması kolay da. Orta Çağ karanlıktır, zifirî zindan. Hülasa Feodalite, Avrupa’nın altı asrına ipotek koyar.

İrfan Özfatura'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.