Kaydet
|

Dünya değişiyor; rekabet giderek sertleşiyor, rakipler ise acımasız davranıyor. ABD ile Çin arasındaki büyük güç mücadelesinin kıskacında şekillenen bir dünyadan söz ediyoruz. Bu süreçte savaşları besleyen akıl da kendi stratejik hedeflerine ulaşmanın hesabını yapıyor.

Böylesi bir küresel denklemde Türk Devletleri Teşkilatı'na üye ülkelerin her birinin kendine özgü beklentileri, öncelikleri ve millî çıkarları bulunuyor. Rusya, Çin ve ABD gibi küresel güç merkezlerinin arasında kalan bu coğrafya, farklı hesapların ve çıkar mücadelelerinin iç içe geçtiği son derece hassas bir denge üzerinde duruyor. Türkiye ise bütün bu acımasız şartların dayattığı zeminde, yalnızca kendi çıkarlarını değil, ortak geleceği de gözeterek nizam kurmaya çalışıyor.

Ne var ki bu zorlu yürüyüşte kardeşlerimizin zaman zaman sergilediği tutumlar ve ortaya koyduğu teklifler karşısında üzülmemek, kırılmamak da mümkün değil. Bütün bu kırgınlıklara ve hayal kırıklıklarına rağmen Ankara’nın aklıselimden vazgeçmeyen tutumu son derece kıymetli. Çünkü bu coğrafyada ortak geleceği korumanın, küresel hesaplara karşı ortak bir istikamet oluşturmanın başka bir yolu da yok.

Nitekim bu süreçte ortak gelecek tasavvurumuza musallat olan güç dengelerini ve bu dengeler üzerinden yürütülen nüfuz mücadelesini daha açık görüyoruz. Küresel güç merkezleri, kendi hedeflerine ulaşabilmek için Türk Devletleri Teşkilatı'na üye ülkeler üzerindeki etkilerini artırmaya çalışıyor. Ankara ise bütün bu gelişmelerin, kurulan oyunların ve devreye sokulan hesapların farkında.

ABD ile Çin arasındaki rekabetin yansımalarını Orta Asya üzerinden okumamak mümkün değil. Koskoca Zengezur yolu neden Trump yolu oldu diye sorarken, ortaya çıkan çıkar ilişkilerini ve nüfuz mücadelesinin yeni güzergâhlarını da gözden kaçırmamak gerekiyor.

ABD, Çin ile yürüttüğü rekabette büyük ya da küçük bütün ulaşım ve ticaret hatlarını kendi stratejik çıkarlarına hizmet edecek bir konuma yerleştirmek istiyor. Dikkat ederseniz Rusya da bu gelişmelere yüksek sesle itiraz etmedi. Neden? Çünkü o da rekabetin ulaştığı boyutu ve ortaya çıkan yeni güç dengelerini görüyor.

Bu nedenle, “Rusya Kafkasya’dan çıktı, Türkiye girdi” şeklindeki yorumlar da yanıltıcı. Küresel aktörler bölgeyi basit bir nüfuz devri olarak değil, yeniden şekillendirilmek istenen paylaşım alanları olarak değerlendiriyor.

Orta Asya ülkelerinin yöneticileri de doğal olarak bu reelpolitik tablonun gereklerine göre hareket ediyor, küresel güç merkezleri arasında denge kurmaya çalışıyor. Elbette ABD, Rusya ve Çin arasında denge siyaseti yürütmek kolay değil. Bu denklemde Türkiye ayrı ve vazgeçilmez bir yerde duruyor. Millî çıkarlar penceresinden bakıldığında Türkiye, hepsi için hava ve su kadar gerekli. Ne var ki rekabetin ulaştığı boyut, Türkiye’nin hareket alanını dahi sınırlama arzusunu beraberinde getiriyor.

Tam da bu nedenle Hazar’ın her iki yakasındaki Türklerin ortak akla ve ortak bir yola ihtiyacı var. Türkiye bu yolun en önemli müttefiki. Ancak ortak istikameti sabote etmeye yönelik girişimlerin de her geçen gün arttığını görüyoruz.

Diğer taraftan ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin seyrine bakıldığında, Washington ile Londra-Pekin hattı arasındaki sorunların çok daha belirgin olduğu görülüyor. Bu denklemde kullanışlı bir aparat olarak İsrail’in ne yapmak istediğini anlamak, yaşanan gelişmelere ilişkin önemli ipuçları veriyor.

İsrail’in Türk Devletleri Teşkilatı'na üye ülkelerin tamamına yönelik nüfuz mücadelesini görmezden gelmemiz mümkün değil. Evet, bu devletler bağımsız. Ancak asıl soru şu: Bu nüfuz mücadelesine karşı koyabilecek ölçüde bağımsız hareket edebiliyorlar mı?

İçinde bulunduğumuz süreç, önümüze daha fazla kırgınlık ve hayal kırıklığı çıkaracaktır. Bütün bunlar yaşanırken asıl önemli olan, toplumları karşı karşıya getirme gayretlerinin bir parçası hâline gelmemek ve bu çabalara alet olmamaktır.

Küresel oyun kurucular, algıyı hiçbir zaman mücadelenin dışında bırakmadı. Dolayısıyla medya ve sosyal medya üzerinden üretilen söylemleri, kurguları ve algı operasyonlarını da göz ardı edemeyiz. Gelişmeleri yalnızca küçük hesaplar ve anlık tartışmalar üzerinden değil, büyük fotoğrafın tamamına bakarak değerlendirmek zorundayız.

Yeni dünya düzeni, bir yandan yeni ittifakları devreye sokarken diğer yandan mevcut ittifakları sıkıştıracak yeni zeminler oluşturuyor. Bu karmaşık denklemden selametle çıkmanın yolu; uzun vadeli düşünmekten, sabır ve sükûnetle yürümekten, ortak aklı muhafaza etmekten ve her şeye rağmen orta yolu bulabilmekten geçiyor...

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.