Kaydet
|

Türkiye’nin bilfiil içinde olduğu ve bir kısmına öncülük ettiği o kadar çok gelişme yaşanıyor ki, bir kısmının konuşulmasına sıra gelmiyor bile! İstanbul’daki 9. Arabuluculuk Konferansı önemli bir perspektif.

Bu hafta, tabir yerindeyse Türkiye için tam manasıyla bir diplomasi maratonu gibi geçti… Mekke Savunma Anlaşmasına dair kanunun Millet Meclisine sunulduğu gün, iki ayrı önemli gelişme daha yaşandı. Türkiye ile Libya arasında, 2019 yılında yapılan Deniz Yetki Alanları Anlaşması, Libya Ulusal Meclisinde oy birliğiyle onaylandı. Libya’daki siyasi durum ve bölünmüşlük sebebiyle, bu anlaşmanın yedi senelik mazisi bir hayli yoğun ve çetrefil olaylar zinciriyle dolu. Velakin Türkiye’nin kararlı, sabırlı ve bir o kadar da dikkatli şekilde yürüttüğü diplomasi trafiği sonunda beklenen neticeyi beraberinde getirdi… Bahse konu anlaşma bizatihi Libya’nın millî menfaatlerine yapacağı hizmet yanında, iki ülkenin sarsılmaz kardeşlik bağları ve Libya’nın iç barışı ile istikbaline büyük hizmet edecek mahiyette. İstanbul’daki 9. Arabuluculuk Konferansına ev sahipliği yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuşmasında belirttiği üzere, Libya’da kalıcı çözüm için, hâlihazırda sonuca çok yaklaşılmış bulunuluyor… Türkiye’nin son yıllarda diplomasi alanında sarf ettiği yoğun gayretler, sağlanan olumlu neticelerle birlikte bütün dünyanın dikkatini çekiyor. Libya, Somali, Etiyopya, Sudan, Suriye, Karabağ, Suriye, Balkanlar vd. Her biri lokal ve bölgesel ölçekte çok farklı ve çok çetrefil problemlerle yüz yüze bulunan bu ülkelerde, Türkiye’nin çatışma yerine diplomasiyi telkin eden samimi yaklaşımı arzu edilen sonuçları doğurdu. Her biri kendi içinde iç çatışmalar veya komşularıyla savaş sınırında bulunan ülkeler, Türkiye’nin ara buluculuğunda büyük badireler atlatmaya muvaffak oldu.

Genel olarak baktığınızda, Etiyopya’nın hem kendi iç meseleleri hem Somali ile Somaliland konusunda düşmüş olduğu derin ihtilaf (Eritre’nin bu ülkeden ayrılması sebebiyle coğrafi olarak Hint Okyanus’undan kopması…), hem Nil Nehri üzerinde yaptığı Hedasi (Rönensans) Barajı dolayısıyla Mısır'la yaşamakta olduğu gerginlik… Somali ise yirmi yıl boyunca devlet nizamının ortadan kalktığı ve savaş lordlarının hüküm sürdüğü, terörün kol gezdiği ve âdete ülkeyi rehin aldığı, bu arada bir parçasının Somaliland adıyla kendisinden koparılmak istendiği, birçok bölgesel ve küresel gücün özellikle derin yaraları kaşıdığı bir durumda idi. Bilindiği üzere İsrail Somaliland’ı bağımsız devlet olarak tanıdığını ilan etti. Etiyopya da Hint Okyanusuna erişmek için Somaliland ile ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğini tehlikeye atan bir teşebbüs içinde… Sudan deseniz zaten kurulduğu günden beri iç savaştan başını kaldıramadı. Otuz sene süren çatışmalardan sonra ikiye bölünen Sudan’ı şimdi bir kere daha bölmek istiyorlar… Nil Nehri suları ile ilgili olarak Sudan’ın da Mısır'la birlikte ciddi sıkıntıları var. İşte bir kısmını buraya aldığımız çözümü son derece güç problemler üzerinde Türkiye samimi ve objektif yaklaşımlarla taraflar arasındaki tansiyonu düşürmeye muvaffak oluyor. Önceki gün Türkiye’yi ziyaret eden Kanada Başbakanı Mark Carney bu hususa bilhassa işaret etti…

Kısacası, İstanbul’da toplanan 9. Arabuluculuk Konferansının önemine dikkat çekmek için bu özeti yaptık. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan’dan meydana gelen R4 (Bölgesel Dörtlü) ile İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 (Avrupa Üçlüsü) ve İtalya’nın da katılmasıyla sekiz ülke Arabuluculuk Konferansına iştirak ediyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İş birliği Teşkilatı, İslâm İş birliği Teşkilatı ve Körfez İş birliği Teşkilatı yanında iki yüz civarında yüksek düzeyli yetkili, diplomat ve akademisyen katılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansına bir video mesaj gönderdi. Erdoğan, "Asırlardır insanları ve kültürleri buluşturan İstanbul'un bugün diplomasinin merkezlerinden biri hâline gelmesinden memnuniyet duyuyorum. Küresel ölçekte çatışmaların arttığı, gerilimlerin tırmandığı, uluslararası hukuka ve kurumlara duyulan güvenin sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak böyle bir dönemde tarafların birbirleriyle konuşmadığı, umutların azaldığı zamanlarda dahi diplomasiden asla vazgeçmemeyi kendimize düstur edinmiş durumdayız" ifadelerini kullandı.

Konferansın açış konuşmasında, uluslararası krizlerin çözümünde diyalog ve ara buluculuğun önemine işaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasındaki görüşmeler, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Somali-Etiyopya arasındaki Ankara süreci gibi girişimlerini hatırlattı.

Fidan, kalıcı barış için tarafların süreci sahiplenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Mekke İttifakı bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumak için kuruldu” dedi. Balkan Barış Platformu’nun da bölgesel iş birliği ve somut çözümler açısından önem taşıdığını belirten Fidan, ara buluculuğun Türkiye’nin diplomatik stratejisinin merkezinde yer aldığını kaydetti. “Barış İçin Ortaklıklar ve Yeni Perspektifler/Değişen Dünyada Arabuluculuk" temasıyla toplanan; başta Filistin ve Gazze Meselesi, Yemen’deki gelişmeler ve Ukrayna-Rusya Savaşındaki kritik gelişmelerin görüşüldüğü konferansta, ayrıca diplomasiye yeniden alan açılması, bölgesel örgütlerin ara buluculuktaki rolü, çatışmalarda insani yardım ve sürdürülebilir barış konuları da ele alınıyor. Doğu’dan ve Batı’dan sekiz ayrı ülkenin aynı masada bir araya geldiği bu konferansın toplandığı tarih, dünyanın çeşitli bölgesinde fiilî savaşların ve iç çatışmaların yoğunlaştığı bir döneme rast geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video mesajında dile getirdiği üzere, ümitlerin azaldığı durumlarda dahi ısrarla diplomasiye alan açmak ve çatışma yerine müzakerelere fırsat tanımak çok önemli… Türkiye’nin uluslararası arenada yoğunlaştığı farklı durum da tam olarak budur. Savaş değil barış… Çatışma değil müzakere ve diyalog…

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.