Kaydet
|

Hadi canım!
Hadi canım!
Haay-dii canıım!
Nasıl yaa? Bir zamanlar yanıp tutuştuğum, aradığımı bulduğum, hayaller kurup durduğum, geleceğimi üzerine kurduğum kadını, yirmi beş sene sonra bir endoskopi ünitesinin önünde mi görecektim?!
***
Bedriye’yi bir belediye otobüs durağında görmüş, hemen oracıkta âşık olmuştum.
Ama bi’ saniye, hemen itiraz etme; yirmi iki yaşında toy bir çocuğun aşkı bu… Ölçülmemiş, tartılmamış, önü arkası hesaplanmamış, saf bir gönül yangını.
Ertesi gün aynı yere aynı saatte gidip de onu yine görünce dünyalar benim olmuştu. Demek ki, her gün bu saatte buradan işe gidiyordu.
Eh, takip edip iş yerini de öğrenmek lazım.
(Nedense, iş yerine doğru takip etmek normal, evine doğru takip etmek özel hayata girer gibi bir hisle, oturduğu yeri hiç öğrenemedim.)
İş yerini öğrenmiştim.
O zamanlar öyle “Telefonunu verir misin?”, “Instagram’ın var mı?” demek yoktu elbet. Yaklaşamazdın bile…
Sonraki günlerde de sadece uzaktan takip ediyordum.
Hatta bir deftere duygularımı yazmaya başlamıştım.
İki ayın sonunda henüz tanışmamış olmakla birlikte, neredeyse kitap çapında bir günlüğüm olmuştu.
Resmî dairede memure olduğu için, hafta sonları durakta yoktu. Onun dışında hemen her gün hızlı kalp çarpıntıları ve önlenemez heyecan içinde onu görüyordum.
Göz göze geldiğimiz zaman, hele biraz da uzunca bakarsa, bulutların üstüne çıkardım.
O dünyanın merkeziydi. Bir o vardı, bir de geriye kalan altı buçuk milyar insan…
***
Bir gün, hiç unutmuyorum, bir pazartesi sabahı, belediye otobüsünde ilk defa yanına oturdum.
Hiçbir şey söylemeden elimdeki günlüğü uzattım.
Hiçbir şey söylemeden aldı.
Küçükçekmece’den Bakırköy’e kadar okudu ve bitirdi. Bana iade ederken defterin üzerine iki damla gözyaşı düştü. O yaşlar hem defteri ıslattı hem kalbimi sızlattı.
Bir yandan mutlu olmuş bir yandan üzülmüştüm. Etkilediğim için mutluydum, ağladığı için üzgündüm.
İyi de niye ağlamıştı?
***
Yerim daralıyor, biraz hızlanayım.
Günlük olayından sonra Bedriye’yi bir daha göremedim!
Taa ki yirmi beş sene sonra, işte o dünkü endoskopinin bekleme koltuğunda görene kadar.
Solunda oturuyordum ve endoskopinin otomatik kapısı açılınca Bedriye’nin yüzü kapıya doğru sola, benden yana döndü.
Hemen tanıdım. Ama tabii ki konuşamadım.
İsmini bile bilmiyordum!
***
Ağır bir sessizlik ve uzun bir kırk saniyenin sonrasında:
- Geçmiş olsun Yavuz Bey, dedi.
Konuşmasına ve ismimi hatırlamasına çok şaşırdım. İlk defa sesini duyuyordum.
- Sağ olun efendim, size de… Kim var içeride?
İçimi burkan, çok basit, çok sıradan bir kelime söyledi:
- Eşim…

Bedriye Hanım
Başlık ResmiBedriye Hanım


***
O beş dakikada geçmiş yirmi beş yılı bana özetledi, ben de size anlatayım:
Bedriye Hanım, onu gördüğüm o iki ay, Kanarya’da oturan ablasına yoldaşlık ediyormuş. Ablasının bebeği varmış. Enişte bey çalıştığı gemi ile Romanya’ya gittiği için Bedriye Hanım geçici bir süre ablasının yanında kalmış.
Koca dönünce Bedriye Hanım Anadolu Yakası’nda, Güzelyalı’daki evlerine gitmiş.
O dönem aynı zamanda kendisini rahatsız eden Ağrı Doğubayazıtlı bir adamdan kaçıyormuş. Kendi deyimiyle “bir kuşatmanın içinde boğuluyormuş.” Ama ailesi, kendi memleketlerine, kendi kültürlerine, kendi etnik yapılarına yakın biri olduğu gerekçesiyle o adamla evlendirmişler. Günlüğümü okuduktan sonra damlayan o gözyaşları, çok saf ve çok koyu bir aşka karşı çaresizlik yüzündenmiş.
İsminin Bedriye olduğunu, ailesinin Iğdır’dan İstanbul’a göçtüğünü, her sabah Küçükyalı’dan Bakırköy’e iki otobüs ile geldiğini anlattı.
Zor bir yirmi beş yıl geride kalmış. Kocasından her türlü şiddeti görmüş, bebek düşürmüş, aldatılmış… Şimdi midesinde kitle tespit edilen eşinin endoskopiden çıkışını bekliyormuş.
Kalktım; Bedriye Hanım’ın üstüme boca ettiği dertlerin ağırlaştırdığı vücudumla karşı koltuğa yığıldım.
- Sizin hastanız kim Yavuz Bey, diye sordu.
Ben “Eşim” diyemedim. Bunca acısına küçük de olsa bir iğne batırmamak için…
- Ben bi’ lavaboya gideyim, dedim.
Döndüğümde yoktu. Muhtemelen eşi çekimden çıktı ve gittiler.

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.