Kaydet
a- | +A

Veysel Karânî hazretleri, Yemen'de bir dağda deve güdüyordu ki, hazret-i Alî ile hazret-i Ömer radıyallahü anhümâ, Efendimizin aleyhisselâm mübârek hırkasını kendisine teslîm etmek üzere oraya gittiler.

Kendisini bulup;

"Selâmün aleyküm ey çoban! dediler.

Veysel Karânî hazretleri;

"Aleyküm selâm, buyurun" dedi.

"Adını bağışlar mısın?"

"Abdullah" (Allah'ın kulu).

"Hepimiz Allah'ın kullarıyız. Seni burada ne diye çağırırlar?"

"Bana Üveys derler."

Hazret-i Ömer;

"Yâ Üveys! Resûlullah Efendimizin sana selâmları var. Mübârek hırkasını hediye olarak sana gönderdiler ve 'Bu hırkayı giysin, ümmetime duâ etsin' buyurdular" dedi.

Hazret-i Üveys;

"Ama ben çok günahkâr bir kulum. Bu şerefli emânet bana değil, belki başkasına âittir" dedi.

Hazret-i Ömer;

"Hayır yâ Üveys, senin vasıflarını Resûlullah bize bildirdi. Aradığımız sensin" buyurdu.

O zaman aldı.

Öpüp kokladı.

Ve secdeye kapanıp; "Yâ ilâhî! Bu hırka hürmetine ümmet-i Muhammedin günahlarını affet" diye yalvarmaya başladı.

Secdede uzun kaldı.

Daha da uzayınca, iki büyük sahâbî endîşeye kapıldılar.

Birbirlerine bakıp;

"Acabâ emr-i Hak mı vâki oldu?" dediler.

Hazret-i Ömer;

"Yâ Üveys!" diye seslendi.

Hazret-i Üveys başını kaldırıp;

"Yâ Ömer! Keşke az daha bekleyip de çağırsaydınız. Zîrâ Rabbim, bu ümmetin tamamını affediyordu, ama sen çağırınca, bir kısmı kaldı" dedi.

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

ÖNE ÇIKANLAR