Evliyânın büyüklerinden Alvân Hamevî hazretleri, 1530 (h.936) senesi Cemâzil evvel ayında Hama’da vefât etti.
Bir gece, yatsı namâzından sonra talebesiyle sohbet ederken, lâmbanın yağı bitti.
Bir genç kalktı.
Yağ koyacaktı.
Alvân Hamevî o gence;
"Yavrum sen otur. Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki, yağı olmayan lâmbanın yanmasını isteseler, derhâl yanar" buyurdu.
Ve “lâmba” yandı.
Yağa lüzum kalmadı...
● ● ●
Talebelerinden biri, kâfileyle Mısır'a giderken, hayvanı yorulup yürüyemez oldu.
Kâfiledekiler onu beklemeyip yollarına devâm ettiler.
Talebe yalnız kaldı.
Yağmurdan ıslandı.
O korkuyla;
"İlâhî, hocam Alvân Hamevînin hürmetine bana yardım eyle" diye yalvardı.
Duâsı kabûl oldu.
Hocası görünüp;
"Korkma Allahın izniyle kâfileye yetişeceksin.." buyurdu.
Bineğini kaldırdı.
Eşyasını yükledi.
Kendisini de üzerine bindirip gözden kayboldu...
Talebe kâfileye yetişti. Ama hocasını bir daha göremedi.

