Kaydet
a- | +A

Evliyânın büyüklerinden Alî Müttekî El Hindî hazretlerini, bir gün vezîrlerden birisi;

"Bizim fakirhâneyi şereflendirseniz" diyerek ziyâfete dâvet etti.

Ama o, istemedi.

Özür beyân etti.

"Beni mâzur görün. Buradan da size duâ ederim. İnşallah, Allahü teâlâ size bereket ihsân eder" dedi.

Vezîr üzüldü!

Ve ısrâr etti.

O zaman da;

Peki geleyim, fakat üç şartım var.

Birincisi;

Nereye istersem oraya otururum.

İkinci şartım;

Bundan da ye, şundan da ye, demeyeceksin!

Üçüncüsü de;

Biraz daha otursaydınız, demeyeceksin!

Vezîr kabul edip;

“Tamâm efendim, bütün şartlarınızı kabul ediyorum" dedi.

Büyük velî, ertesi gün torbasına bir parça kuru ekmek koyup gitti.

Vezîr yer gösterip;

"Şöyle buyurun" dedi.

Alî Müttekî hazretleri, kenar bir yere oturdu.

Sonra yemekler geldi.

Büyük zât torbasından çıkardığı kuru ekmeği yemeye başladı.

Vezîr yine unutup;

"Şunlardan da yiyin" dedi.

Ancak büyük velî kuru ekmeği yemeye devâm etti.

Bir süre sonra da kalktı.

Ve vedâ ederek ayrıldı.

Vezîr bir şey diyemedi...

Abdüllatif Uyan'ın önceki yazıları...