Kaydet
a- | +A

Alaeddin Keykubat, bir gün Sultân-ül-ulemâ’nın bütün halka vaaz ve nasihat vermesini arzu etti.

Meydanda kürsü kuruldu.

Yanda bir mezarlık vardı.

İnsanlar kürsünün etrafında toplandılar. Hâfızlar Yasin-i şerifi okuduktan sonra Sultân-ül-ulemâ hazretleri, bu sureyi tefsir etmeye başladı.

Kıyametin kopmasını,

Kabirden kalkmayı,

Mahşerde toplanmayı anlattı.

Halk dinliyordu.

Sonra güneşin bir mızrak boyu yaklaşmasını, insanların grup grup ayrılmasını söyledi.

Ayrıca;

Defterlerin uçarak ele gelmesini, mîzan terazisini, sırat köprüsünü, ceza ve mükâfatı hatırlattı.

Uzun uzun anlattı.

Ehemmiyetini bildirdi.

Ve ardından;

“İnanmayan yanar!” dedi.

Buna ilaveten;

“Bu söylediklerimin hepsini kabul edip de Ehl-i sünnet itikadına uygun inanarak amel edenler, ebediyyen cennete girecektir” dedi.

Herkes duygulandı!

Ağlamayan kalmadı.

O gece yattılar.

Rüyalarında, kabristanda yatan mevtaların Allahü teâlânın emriyle kefenleri boynunda olduğu hâlde kabirlerinden çıkarak;

"Ey Allah’ın veli kulu!.. Senin bu anlattıklarının hepsi doğru. Biz burada hepsini yaşıyoruz” deyip tekrar mezarlarına girdiklerini gördüler.

ÖNE ÇIKANLAR