Kaydet
a- | +A

Abdullah bin Mübârek hazretlerinin talebesinden Sehl bin Abdullah vardı ki, yakışıklı bir genç olup, çok takvâ sahibiydi...

Bir sabah derse geldi.

Ve bu büyük zâta;

“Artık sizin dersinize gelmeyeceğim” dedi üzülerek.

Büyük velî;

“Niçin evladım?” diye sorunca da;

“Buraya gelirken, kapı önünde çok ayıp bir hâdise vuku buldu” dedi.

Mübârek sordu ki:

“Nasıl bir hâdise evlâdım?”

O, çok sıkılarak;

“Tam kapıya yaklaşmıştım ki, sizin evin kızları dama çıkmış, oradan bana seslenerek; “bana gel, bana gel” diye işâret ediyordu.

Ve her biri gülerek; 'Benim Sehl'im! benim Sehl'im!’ diye beni kendilerine çağırıyorlardı” dedi.

Büyük velî anladı meseleyi.

O gece talebeleri toplayıp;

“Haydi, Sehl'in cenazesine gidiyoruz” buyurdu.

Evine varınca; vefât etmiş olduğunu gördüler gerçekten.

Talebeler çok şaşırıp;

“Efendim, siz, Sehl'in öleceğini nasıl bildiniz?” diye sordular.

Dünkü hâdiseyi anlatıp;

“Benim hiç kızım yok, Sehl'in gördükleri, cennet hûrileriydi. Vefât edeceğini öğrenip onu kendilerine davet etmişler” buyurdu...

ÖNE ÇIKANLAR