Türkistan''da yetişen velilerden Ebu Said-i Ebül Hayr hazretleri, bir gün talebesiyle dergahında oturuyordu ki, bir yabancı genç girdi içeri. Selam verip oturdu bir köşeye. Maksadı, imtihan etmekti bu mübarek zatı.
- "Eğer kalp gözü açık bir veli ise, hurma ikram etsin bana" diye geçirdi içinden. O böyle düşünüyordu ki, büyük veli sohbeti kesip çağırdı Ahmet ismindeki bir talebesini. - Ahmeet! Bir dakika gelir misin yavrum! Talebe koşup geldi. - Buyurun hocam. - Evladım, bizim eve git. Sana hurma verecekler, onu al, buraya getir!
"Başüstüne hocam!" Talebe; - Başüstüne! deyip fırladı.
Ve bir solukta gidip getirdi hurmayı. Büyük zat aldı hurma tabağını, uzattı o gelene.
- Buyur evladım, taze hurmadır, her zaman bulunmaz.
Genç, edeple alıp yedi hurmadan. Sonra ellerine yapışıp, - Beni de talebeliğe kabul edin! diye yalvardı.
Ve artık ayrılmadı o kapıdan.
*** Bir gün de bazı gençler; - Hocam, insana en önce lazım olan şey nedir? diye sordular bu zata. - İtikadını düzeltmektir, buyurdu. - Nasıl? dediler. Buyurdu ki: - Ehli sünnet âlimlerinin bildirdiği gibi bir iman ve itikat edinmek, her şeyden mühimdir. - Ondan sonra hocam? - İmandan sonra ibadete sıra gelir tabii.
En mühimi hangisi? - En mühim ibadet hangisi? - Beş vakit namazdır. Namaz, ibadetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran bir ibadettir. *** Bir gün de bazı gençler bu zata gelip; - Hocam, başarılı olmak için bize ne tavsiye edersiniz? diye sordular. Buyurdu ki: - Kızmayın. Kimseyi tenkit etmeyin.
- Başka hocam? - Güleryüzlü, tatlı dilli olun. Kalp kazanmaya bakın. Hepimiz yolcuyuz. - Ne yolcusu hocam? - Ahiret yolcusu. Ahiret yolcusunun gönül alması lazımdır çocuklar.

