Kaydet
a- | +A

İmran bin Husayn (radıyallahü anh) anlatır:

"Bir gün Efendimiz bana 'Yâ İmran! Kızım Fatıma rahatsızmış. Gel seninle ziyaretine gidip hatırını soralım' buyurdu.

Ben cevap verip;

-Anam, babam canım sana feda olsun yâ Resulallah! Olur gidelim, dedim.

Ve Fatıma'nın evine geldik.

Efendimiz kapıyı çalıp;

'Esselâmü aleyküm yâ ehle Beytî!' diye seslendi.

Fatıma kapıyı açtı.

Efendimizi görünce;

'Ve aleyküm selâm sevgili babam, buyurunuz' dedi.

Resulullah Efendimiz;

'Kızım, yanımda İmran bin Husayn vardır, başını ört' buyurdu.

Fatıma-tüz-Zehra;

'Babacığım, Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur' dedi.

Efendimiz;

'Kızım, işte onunla örtün' buyurdu.

Hazret-i Fatıma;

'Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum, vücudumu örtsem başım açık kalır' dedi.

Resul Aleyhisselâm;

'Bu örtüyü düz düzüne değil de köşeleme, yani uzunlamasına ört ki vücudunun her tarafını kaplasın' buyurdular.

Ben de dinliyordum...

Konuşmaları işittim...

Gözlerimden yaş geldi.

Hazret-i Fatıma'nın dünyaya hiç değer vermemesine gıpta ettim." (Devamı yarın)

ÖNE ÇIKANLAR