Kaydet
a- | +A

Tâbiîn’in en büyüklerinden olan Hasan-ı Basrî hazretleri, bir gün bir dostunun cenazesine gitmişti. Kabir başında ağlayıp çok gözyaşı döktü!

Sonra başını kaldırıp;

“Ey Müslümanlar! Sonunda hepimizin gideceği yer, işte şu mezar. Dünya konaklarının sonu olan bu kabir, âhiret menzillerinin ilkidir” buyurdu.

Ve ekledi:

“Bir Müslüman, madem bir gün şu mezara girecekse, nasıl günah işleyebilir?”

Cemaat dinleyip ağladılar!

Uzun müddet yaş döktüler.

● ● ●

Bir gün de sevdiklerinden biri, “Efendim, bize bir hadîs-i şerîf okur musunuz” diye rica etti.

“Pekâlâ!” buyurdu.

Ve "Kendilerini kusurlu bilenlere, helâlden kazanıp hayırlı yerlere sarf edenlere, dinini öğrenip öğrendiğiyle amel edenlere, işlerini Allah için yapanlara müjdeler olsun!" hadîs-i şerîfini okudu.

● ● ●

Bir gün de “Ey efendim! Müslümanlık kısaca ne demektir?” diye sual ettiler bu büyük veli zata.

O da cevaben;

“Allahü tealanın emir ve yasaklarına saygılı olmak ve Onun mahlûku olan her canlıya merhamet etmektir” buyurdu.

Sordular yine:

“Mü’minin şiârı nedir?”

Cevaben;

“Güleryüz, tatlı dildir. Münafıklar, çatık kaşlı ve asık suratlı olurlar” buyurdu.