Kaydet
a- | +A

Mısır’da yetişen evliyâdan Zünnûn-i Mısrî hazretleri zamânında bir kimse vardı ki, bunun işi, her yeri gezip tanışmaktı insanlarla. Zünnûn-i Mısrî ismini duydu bir gün.

İnsanlar, o zât için;

“Bu büyük zât, Mısır’da yaşayan ve İsm-i âzamı bilen bir evliyâdır” dediler kendisine.

Mısır’a gidip buldu evini.

Huzûruna girdi ve;

“Bana İsm-i âzamı öğretir misiniz” diye ricâ etti.

Hazret-i Zünnûn, ona bir paket verip “Şu emâneti, filân zâta götürürsen öğretirim” buyurdu.

Adam, “peki” dedi.

Ve aldı o paketi.

Ama merak etmişti.

İçinde ne vardı acabâ?

Gittikçe fazlalaştı merakı.

Sonra dayanamayıp açtı.

Açar açmaz bir “fare” fırlayıp kaçtı içinden...

Oradan geri dönüp söyledi bu olanı.

Hazret-i Zünnûn;

“Biz seni denedik. Ve anladık ki, sana bir fare bile emânet edilmez. Bir fareye ihânet eden kimseye, İsm-i âzam duâsı emânet edilir mi” buyurdu.

● ● ●

Bu zâta bir delikanlı gelip;

“Efendim Cehennemden kurtulmam için bana neleri tavsiye edersiniz?” diye sordu.

Büyük velî;

“Îmânını, Ehl-i sünnete göre düzelt ve İslâmiyete sarıl. Zîra îmânı, Ehl-i sünnet üzere olup, İslâma uyan bir mümin, âhirette hiç Cehenneme girmeyecek” buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR