Kaydet
a- | +A

Hazret-i Fatıma (radıyallahü anha) vefat etmişti... Hazret-i Ali ve oğulları, cenaze hizmetini görüp o gece defnettiler kendisini.

Ertesi sabah oldu.

Hazret-i Ali kalktı.

Kabristana gitti ve bir Fâtiha okuyup "Ey mevtalar!.. Bıraktığınız mallar vârislere taksim edildi... Hanımlarınız başkalarıyla evlendi... Evlerinize tanımadığınız kimseler taşındı... Bizden size haber bunlardır" diye seslendi.

O an bir ses işitti...

Kulak verip dinledi.

"Yâ Ali!.. Dünya malından Allah için verdiklerimizin burada faydasını gördük... Dünyada kullandıklarımız kâr kaldı yanımıza... Ama bıraktıklarımızı ziyan ettik" diyordu.

? ? ?

Bir savaşta Hazret-i Ali'nin ayağına ok saplanmıştı... Eshab-ı kiram çok uğraştılarsa da oku çıkaramadılar.

Ve cerrah çağırdılar.

Cerrah baktı ve "Ok kemiğe saplanmış, kolay çıkmaz" dedi.

Hazret-i Ali sordu:

"Peki ne yapacağız?"

"Bayıltmamız lâzım."

"Bayıltmana lüzum yok... Ben namaza durunca çekip çıkarırsın" buyurdu.

Az sonra ezan okundu.

O da namaza durdu...

Cerrah, neşter vurup yardı ayağını ve çıkardı oku... Hazret-i Ali selâm verip sordu:

"Oku hâlâ çıkarmadın mı?"

"Çıkardım, duymadınız mı?"

"Hayır, hiçbir şey hissetmedim!.."