Kaydet
a- | +A

Suriye evliyasından "Ali bin Abdullah" hazretleri, bir günkü sohbetinde; - Kardeşlerim, şu birkaç günlük ömrü fırsat bilip, Rabbimizin beğendiği şeyleri yapalım, buyurdu. İhsan ve iyilik edelim Onun kullarına.

Sonra da; - Kıyamette azaplardan kurtulmak için ne yapmak lazım, biliyor musunuz? diye sordu. - Bilmiyoruz, dediler. Buyurdu ki: - Fazla değil, sadece iki şey lazım. - Onlar nedir? diye sordular. - Birincisi, Allahü teâlânın emirlerine kıymet vermek, saygı göstermektir, buyurdu.

- İkincisi? dediler. - İkincisi de Onun mahluklarına iyilik etmektir, buyurdu.

"O kadar mühim mi?" Sordular yine: - Mahluklara iyilik etmek o kadar mühim mi ki efendim? - Elbette, buyurdu. Bir insanı dünya sıkıntısından kurtarmanın sevabı ne kadardır, biliyor musunuz? - Ne kadar efendim? - Bütün cihanın nafile ibadetlerinin toplam sevabından daha çoktur.

Hikmetini sordular. - Çünkü dinimiz, kendini değil, başkalarını düşünmeyi emrediyor, buyurdu.

*** Bir gün de nasihat isteyen bir gence; - Evladım, dünyaya çalış, ama gönül bağlama, buyurdu. Dünya malı elde kalmaz çünkü.

Bir karınca vardı...

Sonra şunu anlattı ona: -Bir karınca vardı ki, yazın taneleri toplar, kışın yerdi. Bir gün o topladığı tanelerden birini yemek için ağzına aldı. Tam yiyeceği anda ne oldu biliyor musun? - Ne oldu efendim? - Bir kuş geldi ve o karıncayı, o taneyle birlikte kapıp kaçtı.

Genç üzülmüştü. - Vah vah, dedi. Topladığı taneleri yiyemedi zavallı. - Evet, buyurdu. Onları yiyemeden yem oldu o kuşa.

Sonra ona sevgiyle bakıp; - İşte evladım, insanlar da aynen böyledir, buyurdu. Bir hırsla mal ve servet toplarlar. Ama onları yiyemeden ''ölüm kuşu'' gelir, ayırır onları bu dünyadan.

Delikanlı; - Öyleyse ne yapalım? diye sorunca da; - Bu dünyaya değil, ahirete gönül verelim, buyurdu. Sonsuz kalacağımız yer orasıdır çünkü...