Kaydet
a- | +A

Edremit''te yetişen velilerden "Somuncu Dede", bir gün bir talebesini alıp, dergahın yanındaki fidanlığa gitti. Birlikte fidanları buduyorlardı ki, bir ara talebesine dönüp, - Bak evladım, buyurdu. Şu yan sürgünleri görüyor musun?

- Görüyorum hocam. - İşte bunları budamak lazım. - Neden hocam? - Bunlar budanırsa, fidanlar daha çabuk büyür ve daha çok meyve verirler.

- Öyle mi? - Evet. Bir Müslüman da, nefsinin günah olan arzularını keserse ne olur, biliyor musun? - Ne olur hocam? - İmanı daha bir nurlanır, kuvvetlenir ve parlak olur.

"Şurayı görüyor musun?" Sonra, yeşillik bir yeri gösterdi o talebeye: - Şurayı görüyor musun oğlum? - Şu yeşillik olan yer mi hocam? - Evet evladım. Ben ölürsem, beni oraya defnedersiniz.

Delikanlı üzülmüştü. - Aman hocam. Allah uzun ömürler versin size. İnşallah biz görmeyiz o günleri.

Büyük veli, mahzun bir eda ile; - Görürsünüz, görürsünüz, buyurdu. Hem de pek yakında!

Ve o gece hastalandı mübarek. Ve kavuştu rahmet-i rahmana. Talebeler gözyaşları içinde namazını kılıp, defnettiler o gösterdiği yere.

*** Bir gün de; - Hocam, huzurlu olmamız için bize ne tavsiye edersiniz? diye sordular. - Yüzünüzü ahirete çevirin, buyurdu. - Nasıl yani hocam? - Yani ahireti dert edin kendinize.

"Ahiret derdi olanın..." - O zaman huzurlu olur muyuz? - Elbette. Ahiret derdi olanın dünya derdi olmaz çünkü. - Ya dünyayı dert edersek? - O zaman hiç huzur bulamazsınız. İşleriniz karışık, üzüntünüz çok olur.

*** Bir gün de, birkaç genç bu zata gelip nasihat istediler.

- Önce dininizi öğrenin,buyurdu. - Nereden öğrenelim hocam? - Yalnızca ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından. - Neden sırf ehl-i sünnet alimleri? - Çünkü bu âlimler nakli esas alırlar da ondan.

- Ya başkaları? - Onlar kendi kafasından da yazar ve söylerler ki, on para bile etmez.

> E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 Fax: (0 212) 454 38 29