Kaydet
a- | +A

Hazret-i Ebû Bekr'in radıyallahü anh bir hizmetçisi vardı ki, mutfak masraflarını görüyordu Halîfenin. Bâzan da kendi parasından harcar, sonra hesaplaşırlardı.

Halîfe hazretleri her sofraya otururken;

- Bu yemeğin parasını nereden temin ettin? diye sorardı.

Helâlden olduğunu öğrenince, gönül rahatlığıyla yerdi.

Bir akşam eve yorgun gelmişti.

Hizmetçisi yemeğini getirdi.

O da hemen başladı yemeye.

Henüz bir lokma yemişti ki, hizmetçi mânâlı mânâlı Ona bakıp;

- Bir şey sormayacak mısınız? dedi.

Halîfe hatırlayıp;

- Unuttum. Söyle bakalım nereden temin ettin bu yemeğin parasını?

Hizmetçi;

- Câhiliyye zamanımda para karşılığında raksedip oynar, insanları eğlendirirdim. O günlerden kalan bir alacağım vardı, bugün onu tahsil ettim, dedi.

- Bunu o parayla mı hazırladın?

- Evet efendim.

Halîfe bunu duyunca çok üzüldü.

Kederinden başladı ağlamaya.

Fırlayıp koştu lavaboya.

Parmağını boğazına sokup güçlükle çıkardı o lokmayı. Öyle zahmet çekti ki, ev halkı ölüyor zannettiler.

Bu yüzden telâşlanıp;

- Bir lokma için değer miydi bunca zahmete, neredeyse ölüyordun, dediler.

Hazret-i Ebû Bekir;

- Siz ne diyorsunuz. O lokma haramdan kazanılmış. Resûlullahtan işittim. Haram yiyenlere Cennet haramdır buyurmuştu. Bu zahmet, Cehennemde yanmaktan çok hafif kalır, buyurdu.

Sonra ellerini kaldırıp;

- Yâ Rabbî! Elimden gelen budur. Midemde kalan zerrelerden sana sığınıyorum. Beni affet. Ben âciz ve zayıf bir kulum. Cehennem ateşine dayanamam, diye yalvardı Rabbine.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com