Kaydet
a- | +A

Hazret-i Ali (radıyallahü anh) bir gün hastalandı.

Hazret-i Ebu Bekir, hazret-i Ömer ve hazret-i Osman (radıyallahü anhüm) ziyaretine vardılar.

Hazret-i Ali kalktı.

Evinde bir tas bal vardı.

Bu tası önlerine götürdü.

Tas beyaz, içindeki bal kızıldı.

İçinde siyah bir kıl vardı.

Hazret-i Ebu Bekir:

"Her birimiz bu üçü hakkında bir misal getirmeyince baldan yemeyelim" buyurdu.

Ve önce kendisi:

"Dîn-i İslâm bu tastan nurludur. İman bu baldan tatlıdır. Dînin hükümleri şu kıldan incedir" dedi.

Hazret-i Ömer:

"Cennet bu tastan nurludur. Cennetin nimetleri bu baldan tatlıdır. Sırat köprüsü bu kıldan incedir" dedi.

Hazret-i Osman:

"Kur'ân-ı azim-üş-şan bu tastan nurludur. Kur'ân-ı kerim okumak bu baldan tatlıdır. Kur'ân-ı kerim'in tefsiri bu kıldan incedir" dedi.

Hazret-i Ali:

"Misafirin nuru bu tastan nurludur. Misafirin sözü bu baldan tatlıdır. Misafiri incitmemek bu kıldan incedir" dedi.

? ? ?

Ebu Zer-i Gıfari (radıyallahü anh) şöyle rivayet eder:

"Resûl-i Ekrem Efendimiz 'Ali, benim ilmimin kapısıdır. Benden sonra onu sevmek imandandır. Ona düşmanlık etmek münafıklıktandır. Ona bakmak rahmettir. Onun muhabbeti ibâdettir' buyurdu."