Kayseri''de medfun bulunan "İbrahim Tennûrî" hazretleri, bir sohbetinde; - Kardeşlerim, "Îman" ve "Îtikat" bilgilerini, namaz kılmasını ve namazda okunacak fâtiha sûresini, hemen öğrenmek, kadın erkek her müslümana farzdır, buyurdu. Ve ekledi: - Bunları çocuklarına öğretmek de ana babalara farzdır.
- Öğretmezlerse ne olur? dediler. - Çok fena olur. - Nasıl? - Şöyle ki, evlenecek yaşa gelen bir müslüman evladı bunları bilmez, öğrenmeye de önem vermez, birinci vazîfe olduğunu kabul etmezse, îmanı gider. - Ya öğretirlerse hocam? - Öğreten anne babalar, şehit olarak ölürler.
Îman doğru olmazsa... Bir gün de sohbetinde; - Îtikadı doğru olmıyan, Cehennemden kurtulamaz, buyurdu. Kıyâmette azâbdan kurtulmasına imkân yoktur.
- Ameli olmıyan? dediler. - Ameli olmıyanların kurtulması umulur.
- Nasıl yâni efendim? - Bunların işi, Allahü teâlânın irâdesine kalmıştır. İsterse affeder, isterse, günahları kadar azâb ederek, sonra Cehennemden çıkarır.
- Cehennemde sonsuz kalmazlar mı yâni? - Hayır. Cehennemde sonsuz kalmak, islâm dîninin bildirdiği "doğru îtikad"ı olmayanlar içindir.
Ve ekledi: - Îtikadı doğru olup da ameli olmıyanlar, Cehenneme girseler bile, burada sonsuz kalmazlar.
Kur''an mahlûktur, demek Bir gün de bazı gençler; - Efendim, bir müslüman; "Allahü teâlâ mahlûktur" derse, bu kimse hakkında ne dersiniz? dediler. - O kimse küfre grmiştir, buyurdu. - Pekii, bir kimse de, "Şimdi mevcut olan Kur''ân-ı kerim noksandır ve Eshâb tarafından değiştirilmiş yerleri vardır" derse hocam? - O da küfre kaymıştır. Tövbe etmezlerse, ikisi de Cehennemde sonsuz yanarlar.

