Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A

Bir gün hırsızın biri, büyük âlim Muhammed bin İsmâil hazretlerinin arkasından sessizce yaklaşıp, cebinden bir miktar para aldı.

Ama o, paraları avcuna aldı.

Elinin parmakları kilitlendi.

Çok uğraştı, ama açamadı.

Hiç böyle şey olmamıştı önceden.

Düşününce anladı hatâsını...

Yanlış kapı çalmıştı...

Bin pişmân olarak huzûruna geldi ve;

“Affedin beni efendim, çok pişmânım” dedi.

Mübârek sordu:

“Hayrola neye pişmânsın?”

“Cebinizden gizlice para çaldım! Ama parmaklarım kilitlendi, açılmıyor. Duâ edin de elim açılsın” dedi.

Hayrünnessâc duâ etti.

O anda açıldı parmakları.

Aldığı paraları iâde edince de;

“Sende kalsın. Ama bir daha yapmamaya söz ver” buyurdu.

Ellerine yapışıp;

“Söz hocam. Bir daha yapmayacağım” dedi.

● ● ●

Bir gün de bâzı dostlarına;

“Emr-i mâruf, yâni dîne hizmet etmek kime nasip olursa, çok sevinsin, çok şükretsin” buyurdu.

Dostları;

“Bu iş, çok mu sevaptır efendim?” dediklerinde;

“Elbette... Bir beldede küfre karşı emr-i mâruf yapılırsa, Allahü teâlâ o beldenin hak ettiği azâbı tehir eder. Emr-i mâruf yapılmayan beldeye ise azâb-ı İlâhî gelir” buyurdu.

Abdüllatif Uyan'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR