Elazığ''da medfun bulunan "Muharrem Hilmi Efendi", bir sohbetinde; - Gençlerin, İslâm dînini, "Ehl-i sünnet âlimleri"nin kitaplarından okuyup öğrenmeleri şarttır, buyurdu.
Ve ekledi: - Öğrenmeyen, bid''at ve dalâlet sellerine yakalanıp boğulur ve dünya ve âhiret felâketlerine sürüklenir.
- Öyle mi efendim? dediler. - Evet. Çünkü bid''at sahipleri, utanmadan Kur''ân-ı kerime yanlış ve bozuk manalar veriyor, sonra da bu sapık düşüncelerini âyet ve hadisle isbât ettiklerini ileri sürerek Müslüman yavrularını aldatıyorlar.
- Ne tavsiye edersiniz hocam? - Bunlara aldanmamak için doğrusunu bilmekten başka çare yoktur.
- Ya bilmeyenler? - Bilmeyenlerin, öğrenmeyenlerin, bunların hâin tuzaklarına düşmemeleri imkânsız gibidir.
Küçükken öğrenilir Bir gün de sohbetinde; - Kardeşlerim, çocuklarınıza mutlaka küçük yaşta iken dinlerini öğretiniz! buyurdu. Bu kıymetli zamanları ziyân edilirse, câhil kalır, dinden îmandan habersiz yetişirler.
Ve ekledi: - Din adamları da, bu felâkete seyirci kalır, susarlarsa, bunların günahları da kat kat ziyâde olur.
Şöyle bitirdi: - Helâli haramı öğrenmeye lüzum görmeyen, öğrendikten sonra da gereğini yapmaya önem vermeyen kimse, îmanını kaybeder. - Yâni kâfir mi olur efendim? - Evet. İslâmiyetten çıkar.
Kabir hayatı haktır Bir gün de bazı sevdikleri; - Efendim, bazı kimseler kabir hayatına inanmıyor, dediler. Buna inanmamak mahzurlu değil mi? - Elbette, buyurdu. Hem de çok mahzurlu. - Nasıl yâni? - Kabir azâbına inanmıyorum diyenin îmanı gider.
Şaşırdılar. - Öyle mi hocam? - Elbette. Çünkü bu sözde, İslâmiyeti hafife almak, hükümlerine kıymet vermemek vardır.
> E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

