Câkir-el Kürdî hazretleri, Hanbelî mezhebinin büyük âlimlerindendir.
1155'te Irak’ta vefât etti.
Bir gün, bir talebesi;
“Efendim, izninizle uzun bir deniz yolculuğuna çıkacağım, duânızı almaya geldim” diye arz etti.
Büyük zât da;
“Hak teâlâ sana selâmet versin. Yollarda bir sıkıntı olursa, o anda beni hâtırla. Allah'ın yardımıyla imdâdına yetişirim inşallah” buyurdu.
Talebe; “Peki efendim” deyip ayrıldı.
Aradan altı ay geçti...
Bu zât ailesiyle otururken birdenbire ayağa fırladı.
Sağa sola gidip eliyle de bâzı işâretler yaptı ve oturdu yine. Evdekiler bu hâli merak edip;
“Az önce niçin kalkıp sonra oturdunuz?” diye sordular.
Cevâbında;
“Bir talebemiz denizde boğulmak üzereydi, onu kurtardık” buyurdu.
Bir ay sonra geldi talebe.
Hocasının elini öptü ve;
“Efendim, siz yardım etmeseydiniz, hepimiz boğulacaktık” dedi.
Ve olan hâdiseyi şöyle anlattı bir arkadaşına:
“Biz gemideydik, birden rüzgâr çıktı bir gece. Dalgalar, “sıradağlar” gibi geliyordu art arda.
Gemimiz tam batmak üzereydi ki, hocamı düşünüp yardım istedim.
O an gelip rüzgâra eliyle “dur!” işâreti yaptı...
Rüzgâr kesildi ânında.
Sütlimân oldu deniz.
Ve kendisi kayboldu gözden.

