Edremit velilerinden "Sağma Dede", kalp gözü açık bir zattı. Şöyle ki; Bir gün, bir sevdiğini ziyarete gitti. Evde başkaları da vardı. Ancak içlerinden biri, bu zatın evliyadan olduğuna pek inanmıyordu. Kendi kendine;
- "Bu zata evliya diyorlar. Ama bir kerametini görmeden inanmam" diye düşündü.
O sırada ev sahibi şerbet getirip dağıttı herkese. O şüpheci adam; - "Eğer şerbetin yarısını içip, kalanını bana verirse, inanırım evliya olduğuna" diye geçirdi içinden.
Ve beklemeye başladı.
"İşte tam yarısı" Sağma Dede, şerbetin yarısını içip uzattı o kimseye;
- Buyurun! İşte tam yarısı. Adam alıp içti şerbeti. Ama çok mahcup olmuştu. Büyük veli, ordakilere dönerek; - En büyük keramet nedir, biliyor musunuz? diye sordu. - Bilmiyoruz, dediler. Buyurdu ki: - En büyük keramet, istikamettir. - İstikamet nedir hocam? - İstikamet, her işinde İslamiyete uymak ve buna ölünceye kadar aynen devam etmektir. O adam, artık kaçırmıyordu bu zatın sohbetlerini. *** Bir gün de şunu anlattı cemaatine: Peygamber Efendimiz bir kabristana uğrayıp yan yana iki mezarın arasında durdular ve yanındakilere,
- "Eğer ümmetim dayanabilseydi bu kabirdekilerin çektiği azabı görmelerini Allahü teâlâdan isterdim" buyurdular.
Dinleyenler; - Kabir azabının sebebi nedir? diye sordular.
"İdrar sıçratmaktan" - Erkeğinki, üzerine idrar sıçratmaktan, buyurdu.
- Ya kadınların ki? - Onlarınki ise namazları son vakte bırakmalarından ve gıybetten. *** Bir gün de bir sevdiği gelip, - Hocam, dualarımın kabul olması için ne yapayım? diye sordu bu zata. - Ağzına dikkat et, buyurdu. - Nasıl yani hocam? - Yani haram yeme ve yalan söyleme. - Haram yiyenin duası kabul olmaz mı ki? - Hayır. Kırk gün kabul olmaz.
- Kırk gün mü? - Evet. Zaten insanda kan değişimi, kırk günde tamamlanır.

