Kaydet
a- | +A

Şam evliyasından "Muhammed Kudâm" hazretleri, bir gün birkaç sevdiğiyle sohbet ederken; - Fıkıh ilmi çok kıymetlidir, buyurdu.

- Neden? dediler. - Çünkü hadîs-i şerîfte bu ilim övülmüş ve "Allah bir kimse için hayır murad ederse, onu dinde fakih yapar" buyurulmuştur.

Ve ilave etti: - Kelam âlimlerinden sapıtanlar çok olduğu halde, fıkıh âlimlerinden bozuk îtikatlı kimse çıkmamıştır.

Niçin üzgünsün? Oradaki sevdiklerinden birini üzüntülü görünce sordu: - Hayrola kardeşim, üzgün görünüyorsun. Bir derdin mi var yoksa? Adamcağız derin bir nefes aldı. - Dünya sıkıntısı hocam. Eksik olmuyor ki. Sevgiyle baktı ona. - Dünya için üzülmeye değer mi? Peygamberimiz de üzgün ve düşünceli görünürdü. Ama derdi başkaydı Onun.

Adam merak etti. - Onun derdi neydi ki efendim? - O, insanların dünyaları için değil, âhiretlerini düşünerek üzülüyordu.

- Nasıl yâni hocam? - Kureyş müşrikleri için; "Neden îman etmiyorlar? Niçin hakikati göremiyorlar?" diye kendisini paralıyordu âdeta. Bizim de üzüntümüz, ancak böyle şeyler için olmalıdır.

Herkesle iyi geçinin! Son olarak; - Kardeşlerim, emr-i mârufu elden bırakmayalım, buyurdu.

Ve ekledi: - Bugün yapılacak en mühim iş, bir kişiyi daha "sonsuz ateş"ten kurtarmaktır. Sordular: - Bunu nasıl yapabiliriz ki efendim? - İnsanlara İslâmiyeti öğretmekle. - Nasıl? - Öğretmek için iyi bilmek lâzımdır. Öyleyse önce kendimiz güzel öğrenecek, öğrendiklerimizi yapacak, sonra da başkalarına öğreteceğiz. Ama en iyi "emr-i mâruf" şekli nedir, biliyor musunuz? - Nedir efendim? - Kitap vermektir.

- Ne kitabı? - Birine bir "ilmihal kitabı" veren, yüz şehit sevabı kazanır.

>E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com