Kaydet
a- | +A

Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri zamanında bir kadın, yanına küçük oğlunu alıp geldi bu zâtın dergâhına.

Huzuruna çıkarak;

- Efendim! Oğlumu size teslim ediyorum. Eti sizin, kemiği benim, dedi.

Büyük Velî kabul edip;

- Peki bacım, gidebilirsin, buyurdu.

Ve ilk olarak nefisle mücahede emrini verdi çocuğa.

Çocuk az yiyor, az uyuyordu artık.

Ama günden güne zayıflıyordu.

O günlerde annesi geldi dergâha.

Baktı ki, sararmış solmuş.

Deri kemik kalmış yavrucak.

Dikkat etti, arpa ekmeği yiyordu sadece.

Oradan Gavs-ı âzam'ın huzuruna girdi.

Gördü ki tavuk yiyor mübarek zât.

Kısa aklı, bundaki hikmeti anlayamadı.

Sitemli bir eda ile;

- Ey efendim, siz tavuk yiyorsunuz. Benim oğlum kuru ekmek yiyor. Açlıktan ölecek nerdeyse, bu nasıl iş? diye dert yandı.

Büyük Velî, tavuğun kemiklerini bir araya getirip;

- Allah'ın izniyle kalk! buyurdu.

Tavuk dirilip kalktı ânında.

Kadın bunu görünce, utandı öyle söylediğine.

Mübarek zât kadına dönüp;

- Senin oğlun da nefsini ıslah etsin, istediğini yesin, buyurdu.

GIYBETİ DİNLEMEYİN!

Bu zât bir gün sevdiklerine;

- Gıybet yapanı dinlemeyin, hatta susturun. Çünkü gıybet günahı, zina günahından büyüktür, buyurdu.

Sordular:

- Nasıl susturalım efendim?

- Açıkça "Sus!" deyin. Böyle yapana yüz şehit sevabı verilir.

- Yüz şehit sevabı mı efendim?

- Evet. Peygamber Efendimiz öyle buyuruyor.

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com