Kaydet
a- | +A

Bir gün, Mekke'ye yabancı biri gelmiş ve bir deve satmıştı Ebû Cehil'e. Ama bir türlü parasını alamıyordu. Kâbe yanına gitti.

O müşriklere;

"Ne olur, hakkımı ondan alın" diye yalvardı.

Fakat aldırmadılar.

Hattâ alaya aldılar.

Ona, Efendimizin evini gösterip; "Şu eve git, senin işini o halleder" dediler.

Bir yandan da sinsi sinsi gülüyorlardı. Garip, bir ümitle gidip çaldı Resûlullahın kapısını.

Efendimiz açıp;

"Buyurun" dediler.

"Şeyy, ben buraların yabancısıyım. Ebû Cehil diye birine deve sattım. Paramı vermiyor. Bana yardım eder misiniz" dedi.

Efendimiz;

"Peki" buyurdu.

Ve birlikte gidip çaldılar kapısını. Ebû Cehil, karşısında Resûlullah Efendimizi görünce, korkudan titreyerek; "Buyur yâ Muhammed" dedi. "Bana bir emrin mi var?"

Buyurdular ki:

"Evet, var!"

"Emret!" dedi.

"Ver şu garibin parasını!" buyurdular.

"Derhal yâ Muhammed" dedi.

Ve koşup getirdi parayı. Adam, teşekkür etti Efendimize. Sonra Kâbe yanına gelip, müşriklere de teşekkür etti.

Hemen sordular:

"Aldın mı paranı?"

"Evet aldım" dedi.

Bir müddet sonra Ebû Cehil geldi oraya. Merakla ona dönüp sordular:

"Yâ Ebâ Cehil! İşittiğimiz doğru mu?"

"Maalesef doğru"

"Verdin yâni?"

"Evet, mecbûren verdim. Çünkü Muhammed'in yanında çok korkunç bir 'canavar' vardı. Eğer vermeseydim parçalayacaktı beni..."

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com