Kaydet
a- | +A

Zeyneddîn-i Hafî hazretleri anlatıyor:

Eshâbtan bir hanım, bir gün hediye olarak bir kap bal gönderdi Efendimize. Peygamberimiz aleyhisselâm kabul buyurup, kabını iâde ettiler. Ancak kap, dolu olarak ulaştı o hanıma. Kadıncağız anlıyamadı.

Çok üzüldü.

Hatta ağladı.

Zîra kabul edilmediğini zannetmişti. Derhal Efendimizin huzûruna koşup; "Yâ Resûlallah! Hediyemi kabul etmediniz mi?" diye sordu.

Efendimiz;

"Hediyeni kabul ettim" buyurdular.

"Ama kap, bana dolu olarak geri geldi yâ Resûlallah" deyince;

"Sana gelen o bal, Rabbimizin sana özel ihsânıdır" buyurdular.

Bu defâ sevindi.

Ve geri döndü.

O balı, ev halkıyla yıllarca yediler, bitmek tükenmek bilmedi. Ama yanlışlıkla başka kaba aktardılar bir gün. O günden îtibâren azalmaya başladı.

Ve tükendi.

Efendimiz;

"O bal kabında dursaydı, kıyâmete kadar yenirdi de bitmezdi" buyurdular.

HURMA DALI

Bedir Harbinde kılıcı kırıldı hazret-i Ukâşe'nin. Hemen Efendimize koşup;

"Kılıcım kırıldı yâ Resûlallah!" diye arz etti.

Efendimiz etrâfa bakıp, yerde bir hurma dalı gördüler.

Eğilip aldılar.

Ve Ona uzatıp; "Al, bununla savaş!" buyurdular. Mübârek sahâbî; "Bununla nasıl savaşılır?" demedi.

Dalı eline aldı.

Düşmana daldı.

O dal, mükemmel bir "kılıç" oldu hemen. Onlarca başı ayırdı gövdesinden...

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com