Kaydet
a- | +A

Habîb-i Acemî hazretleri büyük Velîdir. Bir gün yaşlı bir kadıncağız çok telâşlı olarak bu zâtın huzuruna geldi.

Ama çok üzgündü.

Gözyaşları içinde;

"Efendim, oğlum kayboldu. Ayrılığına dayanamıyorum. Ne olur, oğlumu bana göndermesi için duâ edin" diye yalvardı.

Hazret-i Habîb sordu:

"Hiç paran var mı?"

Kadıncağız; "Sâdece iki gümüşüm var" deyince, "O parayı fakîrlere dağıt da gel" buyurdu.

Kadıncağız;

"Pekâlâ" dedi.

Ve bütün parasını fakîrlere dağıtıp geldi. Hazret-i Habîb; "Şimdi evine git, çocuğun inşâallah gelir" buyurdu.

Kadın eve döndü.

Oğlunu evde gördü.

Sevincinden ağlayıp, Allahü teâlâya şükr-etti. Sonra çocuğunu alıp Habîb-i Acemî hazretlerinin yanına götürdü.

Hazret-i Habîb çocuğa bakıp;

"Evlâdım sen günlerdir nerelerdeydin, şimdi buraya nasıl geldin, haydi bize anlat" buyurdu.

Çocuk şöyle anlattı:

Kirman ilinde idim. Bir ara; "Ey Rüzgâr! Habîb'in duâsı hürmetine bu çocuğu al, evine bırak" diye bir ses duydum. Bir de baktım ki evdeyim.

NİÇİN?AĞLARSIN?

Habîb-i Acemî hazretlerinin yanında her ne zaman Kur'ân-ı kerîm okunsa, duygulanıp ağlardı.

Kendisine;

"Sen Acemli'sin ve Fârisî konuşuyorsun. Arabî bilmediğin halde ne için ağlarsın?" diye sordular.

Cevâbında;

"Evet lisânım Acemî ise de, kalbim Arabî'dir" buyurdu.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

ÖNE ÇIKANLAR