Kaydet
a- | +A

Efendimiz hayatta iken Eshab-ı kirama "Şu hırkamı Üveys-i Karni'ye veriniz!" buyurdu...

Aradan yıllar geçti.

Hazret-i Ali ile Hazret-i Ömer o hırkayı alarak Yemen'e gittiler.

Oranın halkına:

"Üveys diye birini arıyoruz" dediler.

Onlar:

"Şu tepenin ardında deve güdüyor" deyince oraya gittiler:

"Selamün aleyküm ey çoban!"

"Aleyküm selam, buyurun."

"Adını bağışlar mısın?"

"Allah'ın kulu."

"Hepimiz Allah'ın kullarıyız. Seni burada ne diye çağırırlar?"

"Bana Üveys derler."

Hazret-i Ömer:

"Yâ Üveys! Resulullahın sana selamları var. Mübarek hırkasını sana gönderdiler ve 'Bu hırkayı giysin, ümmetime dua etsin' buyurdular" dedi.

Hazret-i Üveys:

"Bu şerefli emanet bana değil, belki başkasına aittir" dedi.

Hazret-i Ömer:

"Hayır yâ Üveys! Aradığımız sensin" buyurdu.

O zaman aldı.

Öpüp kokladı ve secdeye kapanıp "Yâ ilahî! Bu hırka hürmetine ümmet-i Muhammed'in günahlarını affet" diye yalvardı.

Secde uzun sürdü.

Endişeye kapıldılar.

Hazret-i Ömer "Yâ Üveys!" diye seslenince başını kaldırıp "Yâ Ömer! Keşke az daha bekleseydiniz. Zira Rabbim, bu ümmetin tamamını affediyordu, ama sen çağırınca, bir kısmı kaldı" dedi.