Kaydet
a- | +A

"Hûd Peygamber", yüksek bir tepeden, ahâliye,

Seslendi ki: (Ey kavmim, bu inkâr hâlâ niye?

Eğer inanmamağa devâm eder iseniz,

O dediğim azâba uğrarsınız hepiniz.

Eğer inanırsanız Allahü teâlâya,

Ben dahî, sizin için yalvarırım Allaha.

Kalkar üzerinizden bu belâ ve kuraklık,

O eski berekete kavuşursunuz artık.)

Kalpleri mühürlenmiş o insâfsız Âd''lılar,

Yine de inâd edip, ona inanmadılar.

Dediler ki: (Kalsak da günlerce susuz ve aç,

Aslâ senin Rabbine olmayız yine muhtâç.

Biz şimdi bir hey''eti göndeririz Kâ''beye,

Onlar duâ edince, yağmur yağar bu yere.)

Az sonra, vâsıl oldu Beytullaha o hey''et,

Ve "Kayl" adlı birisi, duâ etti nihâyet.

Dedi ki: (Yâ ilâhî, eğer Hûd haklı ise,

Gökyüzünden yağmur ve bereket gönder bize.)

Bilmiyerek anınca o zât "hazreti Hûd"u,

Gönderdi Hak teâlâ onlara "Üç bulut"u.

Beyaz, kızıl ve siyah gördüler renklerini,

Gâibden denildi ki: (Seç bunlardan birini.)

Onlar düşündüler ki: "Beyaz bulut boş olur,

Kızıl olanı ise, rüzgâr ile doludur.

Yalnız o siyah bulut yağmur yüklü herhâlde,

Biz onu seçelim ki, onda var istifâde."

O sırada bir nidâ geldi ki: (Ey kavim, siz,

Yağmur değil, azâbı işte, tercîh ettiniz.

Bulut, kavmin üstünde gelip durdu nihâyet,

Kâfirler onu görüp, sevindiler be gâyet.

Dediler: (İşte geldi yağmur yüklü o bulut,

Bakalım bundan sonra, ne diyecek bize Hûd?)

"Hûd Nebî" buyurdu ki: (İşte geldi o gerçek,

O, bir musîbettir ki, sizi helâk edecek.)

Az sonra, bir "Fırtına" kopuverdi âniden,

Hûd Nebî nidâ etti yine merhametinden:

(Ey kavmim, o azâbın ilk belirtisi budur,

Her kim îmân ederse, bu azâbtan kurtulur.)

O sırada bir kadın, o buluta bakarak,

Bağırıp düştü yere, bir çığlık kopararak.

Kendine geldiğinde, dedi: (Vây hâlimize,

O bulut, yağmur değil, ateş getirdi bize.

Zîrâ ben, o bulutta gördüm bâzı kişiler,

O ateşli rüzgârı bize doğru çekerler.)

Kâfirler, ona dahî vermediler hiç kıymet,

Dediler: (Biz onlardan güçlüyüz daha elbet.

Haydi biz, hep birlikte ona doğru gidelim,

O güçlü kimseleri geriye çevirelim.)