"İbrâhîm Halîlullah", Âzer''i, Hakk''a dâvet,
Ettiyse de, o kabûl etmeyip, eyledi ret.
Âzer, putperest olup, "put" yapardı eliyle,
Sattırırdı onları, kendi oğullarıyle.
Bir gün de, bir "put" verip, o İbrâhîm Nebî''ye,
Emretti: "Bunu götür, methederek sat" diye.
O da, bir ip bağlayıp ayağına o putun,
Yerde "sürükleyerek", dolaştırdı hep o gün.
Böyle, hakâret ile, vâsıl oldu pazara,
Şöyle nidâ eyledi o gâfil insanlara:
(Hem sağır, hem kör olan, bir işe yaramıyan,
Bu puta, aranızda var mıdır tâlip olan?)
Civardaki bir evden, çıktı bir kadıncağız,
Dedi: (Âzer nerede, biz ondan alacağız.)
Buyurdu: (Niçin benden almıyorsunuz acep?)
Dedi ki: (Sen putlara, hakâret edersin hep.)
Buyurdu: (Ne oldu ki, bir önceki putunuz,
Şimdi bir yenisini, almak istiyorsunuz?)
Dedi ki: (Evimize, "hırsız" girmiş bu gece,
Biz uyurken, o putu "çalıp gitmiş" gizlice.)
Buyurdu ki: (Kendini, bir hırsıza çaldıran,
İlâha, hiç tapar mı birazcık aklı olan?
Dinle, sana hakîkî ilâhı bildireyim,
O''nun vasıflarını, sana beyân edeyim:
"Yaratır, rızık verir, korur her tehlikeden,
Hasta olsan, yine O şifâ verir âcilen.
Her ne yapsan O görür, duâ etsen işitir,
O''ndan yardım istesen, zamanında yetişir.")
Dedi: (Çok pahalıdır o ilâh zannederim,
Onu satın almağa, tâkatim yetmez benim.)
Buyurdu ki: (Sâdece, "Lâ ilâhe illallah",
Der isen, senin olur söylediğim bu ilâh.)
Kadın bunu duyunca, bir hayli sevinerek,
İmân etti o anda, "Şehâdet" söyliyerek.
İbrâhîm Halîlullah, akşam döndü evine,
Gördü ki, "put yapmak"la uğraşır Âzer yine.
Dedi ki: (Bu yonttuğun taş ile tahtaların,
İlâh olacağını, alır mı senin aklın?)
Âzer dedi: (Bu putlar, "dile gelip"de şâyet,
Allah''ın birliğine ederlerse şehâdet,
Ben de îmân ederim, Allah''ın birliğine,
O takdîrde girerim, ben de senin dînine.)
İbrâhîm Halîlullah, duâ etti Allah''a,
O Resûl''ün duâsı, bitmeden henüz daha,
"Lâ ilâhe illallah" diyerek bütün putlar,
Allah''ın birliğini tasdîk edip durdular.
Ve lâkin hidâyete gelmedi Âzer yine,
Tercîh etti dünyâyı, âhiret üzerine.

