Kaydet
a- | +A
Hazret-i Ali "radıyallahü anh" çok da mütevazıydı. Öyle ki hilafeti zamanında mülkü, doğuda Semerkant'a kadar genişlediği hâlde, çok vakit yaya yürür, ata binmezdi.

***

Bir gün evden çıktı.

Çarşıya gitti.

Birtakım ihtiyaçlarını almış, evine götürürdü ki hizmetçilerinden birisi "Yâ Emir-el müminin! Bu hizmet bizim işimizdir. Lütfen izin verin, biz yapalım" dediler.

Kabul etmedi.

Ve cevaben:

"Bir ailenin her türlü ihtiyacını temin etmeye ve eve taşımaya, en çok hakkı olan, babadır" buyurdu.

Ve yürüdü.

***

Hizmetçi:

"Ama siz zamanın halifesi ve cihanın sultanısınız. Bu gibi basit işler ve hizmetler cenabınıza hafiflik verir" dedi.

Hazret-i Ali durdu.

Ve ona dönüp:

"Çoluk-çocuğunun ihtiyacını taşımakla, insan kıymetinden bir şey kaybetmez" buyurdu.

***

Çok da merhametliydi.

Bu husustaki şanının büyüklüğü için Allah katından "Onlar, kendileri muhtaç oldukları hâlde, yiyeceklerini yoksula, öksüze ve esire yedirirler" mealindeki âyet-i kerime nazil oldu/indi.

***

O, ihsan sahibiydi.

Vermeyi severdi.

Bu hususta da:

"Sizin dostunuz ancak Allahü teâlâ, Onun peygamberi ve namaz kılan, rükû eden ve zekât veren müminlerdir" mealindeki âyet-i kerime nazil olmuştur/inmiştir.

www.gonulsultanlari.com  Tel: (0 212) 454 38 10  www.siirlerlemenkibeler.com