Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Demokrasi, oy satın alma ve CHP Kurultayı
0:00 0:00
1x
a- | +A

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Bu karar büyük bir tartışma başlattı. Özel yönetiminin sona ermesi, Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık makamına dönmesi ve CHP içinde yeni bir güç mücadelesinin doğması, kısa vadede siyasetimizin en mühim gündem maddelerinden biri olacak. Fakat, bu hadisenin ardında daha büyük ve daha derin bir mesele var: Demokrasilerde oy satın alma problemi!..

Modern demokrasi, teoride, seçmenin serbest iradesine dayanır. Ancak, pratikte, siyasi partiler, çoğu zaman, seçmen gruplarına büyük vaatlerde bulunarak oy devşirmeye çalışır. Bu, yalnızca bir partiye mahsus kalmaz; bütün partilerde görülebilir. Erken emeklilik tartışmaları tipik örneklerden biridir. EYT’yi bir koz olarak kullanan muhalefetin seçimi kazanma ihtimali iktidarı da harekete geçirdi ve EYT çıktı. Yani, EYT, sadece iktidarın değil, aynı zamanda, muhalefetin de Türkiye’ye bir “hediyesi” oldu. Görülüyor ki, devletin gelecekteki mali yükünü çok artıracak, normal şartlarda sürdürülebilir olmayan vaatler, belli seçmen kesimlerinin oyunu kazanmak amacıyla kullanılabilir. Bu durumda seçim rekabeti, fikirlerin ve programların yarışı olmaktan çıkarak kamu kaynaklarıyla oy satın alma yarışına dönüşebilir.

CHP kurultayı meselesi bu problemin parti içi versiyonu olarak okunabilir. Mahkeme kararının işaret ettiği üzere, delegelerin tercihlerini etkilemek için, İmamoğlu tarafından oluşturulan sistemde, gayrimeşru ve ahlak dışı şekilde toplanan maddi imkânlar kullanılmış. Eğer bir partinin genel başkanlığı, delegelerin oylarının belli fonlarla yönlendirilmesi suretiyle elde edilebiliyorsa, yalnızca bir parti içi usulsüzlükten değil, demokratik ahlakın zedelenmesinden de bahsetmek gerekir. Kendi içinde temiz, açık ve adil karar alamayan partilerin ülke demokrasisine katkı sağlaması beklenemez.

Burada belki meşru fon ile gayrimeşru fon arasında da bir ayrım yapmak gerekebilir. Siyasi partilerin destekçilerini yasal sınırlar içinde finanse etmesi, yanlış da olsa, meşru bir şeydir; belediye imkânlarından veya gayrimeşru ilişkilerden elde edilen kanun ve ahlak dışı fonlarla parti içi sonuçların belirlenmesi ise gayrimeşrudur. İkincisi, demokrasiyi doğrudan kirleten bir davranıştır. Çünkü, kurallara ve ahlaka aykırı olarak elde edilen fonlar, belli bir kişinin veya hizbin iktidar mücadelesinin aracı hâline getirilmektedir.

Mesele başka türlü de ele alınabilir. Farz edelim ki, Koç Holding, ideolojik bakımdan yakın olduğu CHP’nin kurultayında kullanılmak üzere, beş milyar liralık bir fon ayırdı ve bu para delegelerin oy tercihlerini etkilemek amacıyla dağıtıldı. Bu daha meşru bir davranış olarak görülebilir, ama, kaynağın özel olması, problemi tamamen ortadan kaldırmaz. Kamu kaynağı kullanımı kadar ağır ve yanlış olmasa da, bu da, parti içi demokrasiyi paranın tahakkümü altına sokar. Dolayısıyla, demokratik meşruiyet bakımından özel paranın siyasi kararları satın alması da çok ciddi bir problemdir.

CHP’de bu tartışma ilk defa yaşanmıyor. Geçmişte Baykal ile M. Sarıgül arasındaki genel başkanlık mücadelesinde de Sarıgül’ün Şişli Belediye Başkanlığı boyunca topladığı kaynakların parti içi rekabette kullanıldığı iddiaları gündeme gelmişti. Ancak, daha ziyade CHP’de tecelli etmesi, problemin, sadece CHP’ye özgü bir ahlaki zaaf teşkil ettiğini göstermez. Problem Türkiye’de ve genel olarak bütün demokrasilerde ortaya çıkabilir.

Demokrasinin sağlığı, oyların satılık olmamasına bağlıdır. Bu gerçek hem genel seçmen oyları için hem de parti kurultaylarında delege oyları için geçerlidir. Siyasi partiler, kamu kaynaklarını veya gayrimeşru fonları kullanarak destek üretmeye çalıştıklarında, demokratik rekabet bozulur. Çözüm, seçmen kitleleri açısından, devletin mümkün mertebe küçültülmesi, kamu kaynaklarının siyasi dağıtım aracı olmaktan çıkarılmasıdır. Partiler açısından ise şeffaf finansmanın esas alınması ve siyasetin ideoloji, program ve ilke temelinde yürütülmesidir.

Sağlıklı bir demokrasi, para ile satın alınan sadakatlere değil, hür iradeye, açık rekabete ve temiz siyasete dayanır.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...