Kaydet
a- | +A

İmâm-ı Şâfiî hazretleri rahmetullahi aleyh, bir gün Bağdat câmiinde talebeye ders veriyordu. Lâkin ikide bir kalkıp kalkıp oturuyordu. Bu hâl fazlaca tekrarlanınca, talebeyi merak sardı. Dersten sonra huzuruna varıp;

- Efendim, ders esnâsında tekrar tekrar kalkıp oturdunuz. Hikmeti neydi? diye sordular.

Büyük İmâm cevabında;

- Bir seyyid çocuk kapı önünde oynuyor ve oyun îcabı sık sık kapı önünden geçiyordu. O çocuğun her geçişinde ayağa kalktım, sonra oturdum, buyurdu.

Ve ilâve etti:

- Bir evlâd-ı Resûl ayaktayken oturmak uygun olmaz.

PARAYA ELİNİ SÜRMEDİ

Bir gün de, bir talebesiyle birlikte câmiden çıktı. Çocuk bâzı şeyler soruyor, O da cevap veriyordu. Bir ara, bir genç elinde bir kese ile İmâm hazretlerine yaklaşıp;

- Efendim filân kişinin size selâmları var. Bu altınları size gönderdi. Kabul etmenizi ricâ ediyor, dedi.

Büyük İmâm elini keseye sürmeden;

- Peki yavrum, şuraya bırak! buyurdu.

O da keseyi bırakıp geri döndü.

Az sonra, orta yaşlı biri gelip;

- Efendim, ben fakir biriyim. Bir de çocuğumuz oldu. Bebeğimizi sarmaya bir bez alamıyoruz. Allah için yardım edin, diye yalvardı.

İmâm-ı Şâfiî hazretleri o keseyi gösterip;

- Şunu al. İçinde altın varmış. İhtiyacını görürsün, buyurdu.

Adam o keseyi alıp;

- Allah sizden râzı olsun, dedi.

Ve sevinç içinde ayrıldı.

Halbuki İmâm-ı Şâfiî hazretleri, kendi de yokluk içinde yaşıyordu o aralar.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com