Basra''da yaşayan Abdülvahid bin Zeyd hazretleri, bir gün sevdikleriyle oturmuş sohbet ediyordu ki; - Hocam, ibadetlerden zevk alamıyoruz, diye dert yandılar.
Buyurdu ki: - Hiç mi zevk almıyorsunuz? - Evet hocam. Acaba sebep nedir?
- İbadetlerden zevk alamamak, kalbin kararmış olmasındandır.
- Kalp neden kararır ki? - Günah işlemekten.
- Başka sebebi yok mudur? - Hayır, kalbi karartan şey, sadece günahlardır.
- Peki, çaresi ne hocam? - Tövbe istiğfar etmek.
Ve günahı bırakmak - Başka? - Tabii ki günahtan el çekmek.
- Nurlanması için ne yapalım hocam? - İbadet yapın.
- En büyük ibadet nedir peki? - Beş vakit namaz kılmaktır. Şartlarına uyarak kılınırsa, kötü, çirkin işleri işlemekten korur insanı.
*** Bir gün de bir sevdiğiyle sohbet ediyordu ki; - Bu dünya hayaldir, buyurdu. - Dünya hayal midir hocam? - Evet, bir rüyadır dünya. Peygamberimiz öyle buyuruyor.
- Ne buyuruyor? - "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" buyuruyor. *** Bir gün de sevdikleriyle sohbet ediyordu ki; - Hocam, bize "Kabir"den bahseder misiniz, dediler. - Hayhay, buyurup şöyle izah etti:
Ben nereye geldim? İnsan kabirde uyanınca, şaşırır ve;
- "Ben nereye geldim?" der. "Burası neresi?"
Bir anda ahirete gitmiş, mal mülk, onca servet, evlat ve hanım, hepsi dünyada kalmıştır. Öyle değil mi? - Aynen öyle hocam. - Bir İslâm âlimi ne buyuruyor, biliyor musunuz? - Ne buyuruyor hocam? - İnsanlar sarhoştur, ölünce ayılırlar.
- Ne kadar doğru.
- Evet. - Bu, ne sarhoşluğu ki hocam? - Kimi mal sarhoşudur, kimi mevki makam, kimi de şöhret sarhoşu. Ama ölünce ayılırlar bu sarhoşluktan.

