Kaydet
a- | +A

Buhâra’da yetişen evliyânın en büyüklerinden Seyyid Emîr Külâl (Gilâl) hazretlerinin kabr-i şerîfi, Buhâra’nın Sühari beldesindedir.

Timur Hân’ın babası, Emîr Toragay Hân olup sâlih bir Müslümandı.

Oğlu Timur’u çok iyi yetiştirmişti.

Vefât edince yerine Timur geçti.

O da babası gibi velîleri çok severdi.

Bir gün hocasıyla birlikte Seyyid Emîr Külâl hazretlerini ziyâretine gittiler.

Yolda, koyun götüren birine rastlayıp onu da aldılar yanlarına.

Meğer o da o zâta gidiyor, hediye olarak koyun götürüyormuş.

Nihâyet köye vâsıl oldular.

Ama o zâtın evini bilmiyorlardı.

O ara yanlarına nûrlu bir zât geldi.

Onları alıp götürdü dergâha.

O zât Seyyid Emîr Külâlmiş meğer.

Onlar bunu öğrenince;

“Affedin efendim, sizi tanımadık” dediler.

Onlara sevgiyle bakıp;

“Garip bir Allah dostunu ziyârete çıkanlara, Allah yardım eder” buyurdu.

Oturup sohbet ettiler.

Hediye getirilen “koyun” kapıda dururken kaçıp gitmiş o arada...

Sâhibi, onu yakalamak için gidiyordu ki, büyük velî;

“Dur, gitme!” buyurdu.

Adam sordu:

“Neden efendim?

“O kendi gelir” dedi.

Cemaatle namaz kıldılar.

Namazdan sonra sohbet oldu.

Adam koyunu merak ediyordu ki, hayvan az sonra gelip kapı önüne yatıverdi âniden.

Mübârek onu görünce;

“Hakk'a tâbi olana, hayvanlar da tâbi olur. Kim Allah’a yönelirse onun işi böyle rast gider” buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR