Kaydet
a- | +A

Ömer bin Abdülazîz hazretlerinin evinde misafir varken, bir akşam lambanın ışığı azaldı. Misafirler lambaya bakıp;

- Yâ Emîr-el mü'minîn! Lambanın yağı bitmiş, izin verin biz koyalım, dediler.

Cevaben;

- Misafire iş gördürmem, buyurdu.

- Hizmetçiyi kaldıralım, dediler.

- Hayır hayır, o da yeni yattı, bırakın da uyusun, buyurdu.

Ve kendi kalkıp lambaya yağ koydu.

Misafirler şaşırdılar. Zîrâ hizmetçisi varken kendisi yapmıştı bu işi.

Şaşırdıklarını görünce;

- Ne var bunda. Bu işi yapmadan da Ömer'dim, yapınca da Ömer'im. Kulların hayırlısı, her hâlinde tevâzu gösterendir, buyurdu.

***

Ömer bin Abdülazîz hazretleri, bir gün hanımına seslenip;

- Ey hâtun, yanında bir dirhem para var mı? diye sordu.

Hanımı cevaben;

- Senin gibi sultânda olmazsa bende nasıl olsun, dedi.

Bu cevap hoşuna gitti Halîfenin.

Ora sevgiyle bakıp;

- Doğru söylüyorsun yâ Fâtıma. Ama yanımda bir dirhem para olmaması, kızgın bir zinciri boğazımda taşımaktan daha iyidir, buyurdu.

***

Kendi oğlu, bin dirhem para verip yüzük taşı almıştı. Bunu öğrenince, bir mektup yazdı ona.

Mektubunda;

Ey oğlum, o aldığın yüzük taşını sat da, o para ile bin fakirin karnını doyur. Onun yerine iki dirhem kıymetinde bir yüzük taşı al. Üzerine de; (Haddini bil) diye yazdır. Gözlerinden öperim, buyurdu.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com