Kaydet
a- | +A

Irak''ta yetişen büyük velilerden Ebu Bekr El Betâihîhazretlerinin bir âdeti vardı ki, misafirsiz yemeğe oturmazdı. Yakınları sordu bir gün: - Hocam, görüyoruz ki misafirsiz yemeğe oturmuyorsunuz. - Evet kardeşlerim. - Hikmeti ne acaba? - Misafirle yenen yemekten, kıyamette sual sorulmayacak da ondan.

- Sebep bu mu hocam? - Evet. Ayrıca misafir bereket getirir o eve. Üstelik de çok ikram ederdi mübarek. Evde ne varsa çıkarırdı önlerine.

Bir gün sordular yine: - Pek çok ikram yapıyorsunuz hocam. - Evet öyle.

"Ömrüm tükeniyor" - İyi de malınız azalıyor.

- Olsun, malım azalıyorsa, ömrüm de bitiyor. - Hani birazını saklasanız diyoruz? - Mal, saklamak için değil, harcamak içindir. Bırakıp gideceğime, Allah yolunda harcarım daha iyi. *** Bir gün de sevdikleriyle sohbet ediyordu ki;

- Hocam, "Dünya" nedir? Dünya denince neyi anlayacağız? diye sordular. Buyurdu ki: - Dünya, kısaca haram ve günahlardır. Ancak niyet önemlidir burada.

- Nasıl yani? - Mesela namaz kılmak bir ibadettir değil mi? - Evet. - Bir kimse Allah için değil de dünyalık bir menfaat elde etmek için namaz kılarsa, günah olur. - Yani dünya mı olur? - Evet.

"Niyet çok mühimdir" - Niyet çok mühim öyleyse. - Tabii. Dünyalık bir iş de, Allah için yapılırsa, ahiret işinden sayılır.

*** Bir gün de cemaatine buyurdu ki: - En mühim iş, son nefeste imanla gitmektir ahirete. Yaptığımız ibadetler de, hep bunun içindir zaten.

Bir müddet sessiz kaldıktan sonra,

- Aaah yalan dünya!buyurdu. Cenab-ı Hak dünya için "Meta-ül gurur" buyuruyor.

- O ne demek hocam? - Hani tencereyi tutmaya yarayan bez vardır ya. - Evet hocam. - Meta-ül gurur odur işte.