Kuhistan''a bağlı Âbiz köyünde doğan Alaaddin Âbizî hazretleri, Allah korkusundan devamlı ağlar;
- "Keşke annem beni doğurmasaydı" derdi sık sık.
O kadar çok namaz kılardı ki, bu yüzden nasır bağlamıştı dizleri. Daima ahireti düşünür, ölüm hazırlığı içinde bulunurdu.
Bir gün;
- "Rabbimden üç şey istedim" buyurdu. - Onlar nedir? dediler. Buyurdu ki: - Dünyaya rağbet etmemeyi, çok namaz kılmayı ve şehid olarak Rabbime kavuşmayı.
- Peki kavuştunuz mu bu isteklerinize? - İlk ikisine kavuştum.
Üçüncüyü bekliyorum - Ya üçüncüsü? - Şimdi onu bekliyorum.
- Şehitliği mi? - Evet. Son arzum bu. Ömrünün sonlarında bir gazaya katıldı ve "Şehid" olup kavuştu son arzusuna da...
*** Bir gün, nasihat isteyen bir gence, - Bu hayat, hayalden ibarettir, buyurdu.
- Nasıl yani hocam? - Bu dünya hayatı, ahirete nazaran hayaldir evladım. Kısadır ve çabuk biter. - Hakiki hayat ne zaman hocam? - Gerçek hayat ahirette olacak.
- Bana ne tavsiye edersiniz? - Şimdiden ölüme ve ölüm sonrasına hazırlan evladım!
???
Bir gün de "Edep"ten sordular bu zata. Buyurdu ki: - Eshab-ı kiram, Resulullah''a karşı fevkalade edepliydiler. - Nasıl?
Hareket etmezlerdi! - Huzurunda edeple oturur, hiç hareket etmezlerdi. - Hiç mi hocam? - Evet. Öyle ki, kuşlar gelir, başlarına, omuzlarına konarlardı. - Neden? - Onları ağaç zannederlerdi çünkü. - O derece yani? - Evet. Ayrıca onlar, Resulullaha karşı asla bir fikir beyan etmezlerdi. - Hiç mi? - Evet. Mesela bir gün Peygamber Efendimiz, "Bugün günlerden ne?" diye sormuştu eshabına.
- Eee, ne cevap verdiler? - "Allah ve Resulü daha iyi bilir", dediler.
E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 Fax: (0 212) 454 38 29

