Kaydet
a- | +A

Bir gün, Efendimiz aleyhisselâm, hazret-i Âişe'nin evine geldiler. Âişe vâlidemiz Resûlullahın nur cemâline bakıp gülümseyince, Efendimiz;

"Niçin gülersin yâ Âişe?" diye sordular.

Hazret-i Âişe;

"Yâ Resûlallah, sen gelmeden az önce elimdeki iğne yere düşmüştü. Ne kadar aradımsa da bulamamıştım. Sen içeri girince oda öyle aydınlandı ki, iğneyi rahatlıkla gördüm ve aldım. Onun için gülüyordum" dedi.

O böyle arz edince, Efendimiz aleyhisselâm ağlamaya başladılar.

Bu defâ Âişe vâlidemiz merak etti.

Ve Efendimize dönüp;

"Siz niçin ağlarsınız yâ Resûlallah?" diye sordu.

Efendimiz cevâben;

"Mahşeri hâtırladım yâ Âişe. O gün ümmetimden bâzısı benim cemâlimi göremeyecekler. Onların hâline üzülüp de ağlıyorum" buyurdular.

BİR MÜJDE

Efendimiz aleyhisselâm, son hastalığında hazret-i Fâtıma'yı huzûruna çağırdılar. Gelince, onu sînesine çekip, gizlice bir şeyler söylediler.

Hazret-i Fâtıma ağladı.

Sonra başka şey söylediler.

O zaman da güldü.

Bunun üzerine Âişe vâlidemiz;

"Aynı anda hem ağlamak hem gülmek olur mu yâ Fâtıma?" dedi.

Hazret-i Fâtıma sordu:

"Niçin ağladım, biliyor musun?"

"Bilmiyorum, söylesene!"

"Babam bana, vefât edeceğini haber verdi. Ona üzülüp ağladım. Sonra da bir müjde verdi bana."

"Hayırdır, ne müjdesi bu?"

"Babam bana, 'Ehl-i beytimden bana ilk gelen sen olacaksın' buyurdu. Bu haberi duyunca da sevincimden güldüm."

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

ÖNE ÇIKANLAR