Kaydet
a- | +A

Resulullah Efendimiz Bedir'den zaferle dönmüş; yetmiş de esir alınmış, ancak esirler hakkında bir vahiy gelmemişti...

Bunun için istişare eylediler.

Ve karar verdiler:

Esirler, fidye karşılığı serbest bırakılacaktı...

Aralarında Resulullah'ın amcası Hazret-i Abbas da vardı...

Efendimiz geldiler.

Ve ona yaklaşıp "Yâ Abbas! Kendin ve oğlun Ukayl için fidye ödemen lâzım" buyurdular.

Hazret-i Abbas;

"Ben müminim... Kureyş, beni zorla Bedir'e getirdi" dedi.

Efendimiz;

"Mümin olduğunu en iyi Allah bilir... Zahirde aleyhimizdesin ve fidye vereceksin" buyurdular.

O zaman dedi ki:

"Benim param yok... Sekiz yüz dirhemim vardı, onu da ganimet olarak siz aldınız." Efendimiz sordu:

"O altınları niçin söylemiyorsun?"

"Hangi altınları?"

"Hani Bedir'e gelirken hanımına verdin de 'Geri dönemezsem şu kadarı senin, şu kadarı da Fadl, Kusem ve Abdullah'ın' demiştin ya... İşte o altınları soruyorum."

Daha da şaşırdı!

Ve hemen sordu ki:

"Yâ Muhammed! O vakit odada ikimizden başka kimse yoktu... Sen bunları nereden biliyorsun?"

"Rabbim bildirdi."

Hazret-i Abbas "Öyleyse hak Peygambersin" dedi ve Müslüman oldu...