Resûlullah Efendimiz (aleyhisselâm) Arabistan'daki âdete uyarak, saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kestirirdi.
Saçlarına yağ sürerdi. Yolculukta da sürerdi.
Yağ sürdüğü zaman başına önce tülbent kor; başlığını tülbentin üstüne giyerdi. Böylece yağ sürdüğü dışardan belli olmazdı.
Bâzen saçlarını uzatıp, iki ön yanına uzatırdı. Mekke’yi fethettiği gün böyle saçı vardı.
● ● ●
Sevgili Peygamberimiz; ellerine, başına ve yüzüne “misk” veyâ başka kokular sürer; ud ağacı, kâfur ile buhurlanırdı.
Yatağı, içi hurma iplikleri ile dolu, dabağlanmış deridendi.
Bir gün yün yatak getirdiler. Kabûl etmedi.
Hazret-i Âişe’ye;
“Yâ Aişe! Allah’a yemîn ederim ki, eğer istesem, Allahü teâlâ her yerde ‘altın’ ve ‘gümüş’ yığınlarını yanımda bulundurur” buyurdu.
● ● ●
Peygamber Efendimiz, etin kol tarafını severdi.
Elleri ile tutar ve ısırarak yerdi.
Bıçakla kesip yemek de câizdir.
Ekseriya “süt” içer veyâ “hurma” yerdi.
Evde iki üç ay yemek pişmeyip, ekmek yapılmayıp, yalnız hurma yediği aylar da olmuştur.
İki üç gün bir şey yemediği de olurdu...
Vefât ettiği zaman, bir demir zırh ceketi, otuz kilo arpa için, bir Yahûdîde rehin bırakılmış bulundu...

